| BOZKIR İLÇESİ |
|
|
|
| Yazar Ramazan BİLGİLİ | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Pazar, 25 Nisan 2010 06:26 | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Bozkır AdıM.Ö. İsauria Bölgesi'nin başkenti olan Bozkır; İsauria Vetus (Eski İsauria), İsauria Nova (Yeni İsauria), Tris-Maden ve Leontopolis (Arslanlar Kenti) isimleri ile bilinmekteydi. Bazı şairlerimizin Bozkır'ı anlatan şiirlerde; “İsmin yakışmıyor sana Bozkır'ım ” ve “İsmine inat ediyor görünümüyle ” gibi tarihi gerçekleri bilmeden hüsnüniyetle çeşitli mısralar yazılmıştır. Ancak, Bozkır'la ilgili bundan sonra yazılacak olan şiirlerde merhum Faruk SÜMER'in yukarıdaki açıklamalarına göre “ İsmin yakışıyor sana Bozkır'ım” gibi mısraları da görebilmeyi ümit etmekteyiz. Bozkır kelimesi; günümüzde step iklimine sahip toprakların ve bölgenin bulunduğu “yılın çoğu zamanı boz renkli görünen yerler” anlamında kullanılan coğrafî bir terimdir. Ancak böyle bir tanımlamadan hareketle, buranın adının da bölgenin coğrafî özelliklerinden kaynaklanmış olup olmayacağına baktığımızda, Toros dağlarının üzerinde, denizden epey yüksek bir mevki ve ormanlık tepelerin ortasındaki yayla karakteri gösteren bu bölgenin yapısı, bize adının step iklim özelliğinden gelmediğini rahatça gösterir. Aslın da, Bozkır kelimesi tamamen Türkçe bir kelimedir. Boz ve kır kelimesinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Şimdi hem bir yerleşim yeri adı olarak, hem de coğrafî bir terim olarak farklı anlamlar taşısa da , eski Türkçe'de boz ve kır , yani ; yen ve yok et ve bu davranışı gösteren yiğit kişi anlamı vardır. Zaten tarihte de bu anlamda sıfat olarak kullanılmıştır. Selçuklular ve Karamanoğulları dönemlerinde yaşamış ve önemli hizmetler görmüş olan ve Osmanlılar dönemi belgelerinde de “ Bozkırlı ” diye tanımlanan bir “ Türkmen Beyi ve Sülâlesi ” bulunmaktadır. Bozkır ismi de büyük ihtimalle bu anlamdaki söz konusu Türkmen Beyi'ne dayanmaktadır. Kalabalık bir cemaat olan “ Bozkırlıoğulları” , Osmanlı Karamanoğulları çekişmesinde Karamanoğulları'nın tarafını tutmuş, Osmanlılar bölgeye hakim olduktan sonra, eski Karamanlı Türkmen Beyleri'nin bir taraftan nüfuzlarını kırmaya çalışırken , diğer taraftan da husumetini bertaraf edip dostluğunu kazanmak için onlara, eskiden sahip olduğu arazileri tımar olarak vermeye devam etmiştir. Bu yüzden Bozkırlıoğlu Hüseyin ve Bozkırlıoğlu Yusuf'a Siristad köyü ve çevresi tımar olarak verilmiştir. Bu sebeple bölgeye Bozkır denilmiştir. Dolayısıyla Bozkır adının kaynağı da buraya dayanmaktadır. Siristad isminin Bozkır'a dönüşmesi de muhtemelen XVII. yüzyıldan sonra olmuştur. Osmanlılar, siyasî, coğrafî vb. nedenlerle idarî birimleri tespit ederken, o bölgede önemli ve büyük bir yerleşim merkezi varsa onun ismini, hem o idarî birime veriyor hem de orasını birimin merkezi yapıyordu. Bunun örnekleri çok fazladır. Ancak, önemli bir merkez olmadığında ne bir merkez belirliyor ne de bir yerleşim yerinin adını veriyor; oranın adını bütünü kapsayacak isimlerle nitelendiriyor. Mesela, herkesin bildiği ve halen devam eden bu geleneği göstermesi bakımından İçel ile Mersin ve Kocaeli ile İzmit'i zikredebiliriz. Osmanlılar döneminde, şimdi isimleri değişmiş olmakla beraber, buna benzer çok uygulama vardır. Konya'dan örnek verecek olursak: Turgud K azası ile Bozkır Nahiyesi gibi Sahra, Sudiremi ve Aladağ nahiyelerinin belli bir merkezleri yoktu. Ancak, XVII. yüzyıldan sonra güvenlik gibi çeşitli nedenlerle idarî birimlere belli bir meskûn yer, merkez olarak belirleme ihtiyacı hasıl olmuş; Sahra N ahiyesi ' nin merkezi Çumra, Sudiremi Nahiyesi'nin merkezi Sille, Aladağ Nahiyesi'nin merkezi Hadim ve Bozkır Nahiyesi'nin merkezi Siristad olarak tespit edilmiş ve daha sonraki dönemlerde de kimi nahiye isimleri kaybolmuş , Çumra gibi yerleşim merkezi nahiye ismi haline gelmiş, Bozkır gibi kimi nahiye isimleri de yerleşim merkezinin ismine dönüşmüştür. Konya İli'ne bağlı Bozkır İlçesi'nin adaşı olan yurdumuzda bir çok yer bulunmaktadır. Bu Bozkır isimlerinin ilçeden göç eden Bozkırlılar tarafından konulduğu kanaatini taşımaktayız. Bozkır isimlerinden tespiti yapılabilenler şunlardır;
Bozkır Sancağı![]() Bozkır Sancağı Sancağın Genel Görünümü
Sancak: “1. Ucu sivri demirden olup bir yere saplanabilen büyük bayrak, 2. Kenarları saçaklı, üzerinde çeşitli renk ve işaretler bulunan ve bir Askeri birliğin şeref, haysiyet ve gururunu temsil eden bayrak.” tanımlamaları ile ilgilidir. Araştırmalarımız sırasında, Bozkır İlçesi'ne ait bir Sancak bulunduğunu tespit edince oldukça heyecanlandık. Bu heyecanımız sonuçta bizleri bilginin kaynağına ulaştırdı. Bozkır Sancağı'na ait elde ettiğimiz bilgiler bütün heyecanımız ile birlikte aşağıda sunulmuştur: Envanter No : 3883 Koleksiyona Geliş Tarihi : 27.02.1959 Koleksiyona Geliş Şekli : Konya Mevlevî Dergâhı'ndan nakil. Koleksiyondaki Yeri : Etnografya Müzesi Deposu. Tarihi : 1312 R., 1896 M. Dokunduğu Yer : Taşlıca Kumaşın Cinsi : Atlas Süsleme Tekniği : Maraş işi. Süslemede Kullanılan Malzeme : Sarı sim, beyaz sim, ipek iplik, hazır harç. Yazı Çeşidi : Celi-sülüs. Yapan Adı : Hayri Hüseyin Tanıtımı : Kırmızı atlas kumaştan yapılan sancağın üç kenarı hazır sim harçla çevrilidir.Uçkurluğu iki taraflı olarak hazır yaprak desenli sırma harçla bezenmiştir. Tek yüzlü olan sancağın dört köşesine ay yıldız motifi yerleştirilmiştir. Dört kenarında Arapça yazılar bulunan sancağın ortasına bir tuğra ile Tanzimat'ın Arması yerleştirilmiştir. Köşelerdeki ay yıldız motiflerinin ayları üç bölümlü olarak sarı simli telle; yıldızlar ise beyaz simli telle Maraş işi tekniğinde işlenmiştir. Sancağın üst kenarına yakın yerde, sarı simle Arapça olarak “el-Cennetu tahte zilalu'l- suyûf ” yazılıdır. Bozkır Mahalli El SanatlarıBozkır'da vaktiyle çok yapılan el emeği, göz nuru, maharetli ellerden ve zeki düşünceler sonucu çıkan millî sanatımızın o nadide ürünleri şimdilerde bile hâlâ dilden dile dolaşmakta, elde bulunan numunelik eserlere büyük bir dikkatle ve hayranlıkla bakılmaktadır. Bozkır ve çevresindeki el sanatları; millî sanatımızın yansımaları olarak yıllardan beri sürdürülmesine rağmen özellikle son on beş-yirmi yıldan beri; teknolojideki gelişmeler, makineleşmenin insan gücünün yerini alması ve el sanatları ürünlere karşı talebin gittikçe azalması neticesinde son zamanlarda gittikçe bir düşüş ve azalma görülmektedir. Bozkır mahalli el sanatları ile ilgili bu çalışmada; ilçedeki el sanatları çeşitleri, üretim yerleri, usta veya sanatkârlarının isimleri hususlarında bilgiler verilmeye çalışılmıştır. AĞAÇ İŞLERİ Torosların eteğinde bulunan Bozkır İlçesi' nde önceleri halkın isteğine göre; kağnı, övendire, düven, at arabası, dibek, kasnak, kaşık,yaba, dirgen, su bardağı, su fıçısı, sandalye, masa, tekne ve rahle gibi ağaç işlerine ait ürünler yapılmakta ise de, son zamanlarda bu ürünlere ait üretim yapılmamaktadır. Son zamanlarda, genellikle çoğu Bozkır Küçük Sanayi Sitesi' nde işyerleri bulunan on- on beş civarında marangoz ve mobilyacılar tarafından isteğe göre; tel dolap, sini altlığı, kapı, pencere, yüklük, vestiyer, masa, misafir odası, yatak odası, mutfak dolapları gibi ürünlere ait üretim yapılmaktadır. Bozkır, Toroslara yakınlığı sebebiyle, Konyalı marangozların ve ağaç işleri ile uğraşan sanatkârların da ilgi odağında bulunmuştur. “Torosların eteğindeki çam, ladin, meşe, ve sedir ağaçlarının keresteleri hammadde olmuş yıllarca Konya' ya. Dülgeri, marangozu, ince marangozu, yapı ustası, çatı ustası hep Toroslara güvenmişler.”
Geçmişten Bir Ağaç İşi Örneği (Hamur Teknesi)
Şimdilerde Yapılmayan Ağaç Terazisine Ait Kefeler ve Ana Kol Dere Kasabası' nda tarihi kemer köprüyü geçtikten sonra, tahin fabrikalarının bulunduğu yola girildiğinde, şu anda oturulmayan Kolcu Dayı olarak Dereliler tarafından adlandırılan şahsa ait evin kapılarındaki ağaç işlemeciliği ile Hisarlık Kasabasında bulunan Tarihi Hisarlık Eski Camii' ndeki; tavan, minber, vaaz kürsüsü, kadınlar mahfeline ait balkonun ağaç işlemeciliğindeki muhteşemliği de burada söylemek isteriz. Ayrıca merhum Mehmet AK amcamızın yapmış olduğu ayna çerçeveleri, saat koyma kutuları, ağaçtan yapılma levha süslemelerinden de bahsetmek yerinde olacaktır. Kendisine ait bu ürünlerden bir kısmı çocuklarında ve torunlarında bulunmakta, bir kısmı ise bir Bozkır Âşığı olan ve hayatını İçel İli' nde sürdüren Atıf AYDIN adlı hemşehrimiz de bulunmaktadır.
Merhum Mehmet AK' ın Yaptığı Süslemeli Çerçeve
Tarihi Hisarlık Camii Ağaç İşlemeleri İŞLEMECİLİK VE ÖRGÜCÜLÜKGeçmişten günümüze kadar kadınlarımız tarafından özellikle aile fertlerine yönelik olarak yapılan, genellikle kendi isteklerine uygun şekilde kazak, yün çorap, mekik, patik, eldiven, işlemeli tülbent, iç fanilası, kuşak, başlık, atkı, dizlik, şal ve namaz takkeleri gibi ürünler yapılmıştır. Büyük bir sabır, emek ve mahâret isteyen bu ürünleri kasabalarımızda ve köylerimizde görmek hâlâ mümkündür. Bozkır çevresinde demircilik millî bir sanat olarak muazzam bir gelişme göstermiştir. Bozkır Çağlayan Kasabasında yüz merkezde otuz kadar demircinin olduğu söylenmektedir. Diğer köylerde de birçok demirci vardır. Bu demirci ustalar, ustalıkların en iyi şekilde ispat etmek için büyük gayret gösterirler. Eskiden beri yapılmakta olan demircilik sanatında ekseriyetle silah, bıçak, kama ,balta, keser, kazma ve diğer tarım aletleri yapılırdı. Fakat silah ve bıçak yapımında çok ileri gidilmiştir. Genel olarak Bozkır merkezinde ve kendisine bağlı bir kasaba iken sonradan ilçelik statüsüne kavuşturulan Ahırlı' da demircilik sanatı uzun süre devam etmiştir. Demircilik olarak pulluk, saban, balta, keser ve diğer el avadanlıkları yapılmakta idi. Bozkır merkezinde demircilikle uğraşan altı iş yerinden iki işyeri kalmıştır. Çok uzun süreden beri Dere Kasabasında tüfekçilik yapılmakta idi. Son on beş- yirmi yıldan beri tüfek imâlatı yapılmamakta, eski ustalar yerlerine çırak ve sanatkâr yetiştirmediğinden günümüzde bu sanat icra edilmemektedir. Tüfekçilikle uğraşan kişiler olarak Kadir Çavuş, Mustafa Usta, Demirci Ömer, Yusuf Çavuş ve Abdulkadir ÖZDEMİR' i sayabiliriz. Yapılan tüfek çeşitlerini ise; 1- Çakmak taşlı tüfekler, Bilhassa Bozkırlıların kendi bölgelerinde çıkan demirden tüfek yaptıklarının, o tüfekleri oralardan çıkan altınlarla kakma ve tezhip yoluyla süsledikleri bize kadar gelen eserlerinden anlıyoruz.İstanbul' da Kapalı Bedesten de antikacılık yapan Abdurrahman oğlu Bozkır' lı Hasan Usta' nın yaptığı şeşhane, bir sanât şaheseridir. Hasan Usta' nın yaptığı buna benzer bir tüfeği de Ankara Etnoğrafya Müzesinde gördüm. Böyle kapsüllü tüfeklere eczalı derlerdi. Usta Hasan'ın bu tüfeği 1268 H. (1851 miladi olarak) yılında yaptığını tüfeğin üstündeki altın damgadan anlıyoruz. İmzası şöyledir: “Amile Hasan İbni Bozkırı 1268 ” .Bu hususta Bozkır' lı Usta Hasan' ın, Huğlu' lu tüfekçilerin piri olduğu söylenebilir. Bozkır' lı Hasan Usta' nın bir de Padişah' ın kılıcını tamir etme olayı vardır. Padişahın, Ata yâdigârı çok kıymetli kılıcı ortasından her nasılsa kırılır. Bu kılıcı hiç belle etmeden ulayacak bir usta aranır. Hasan Usta' nın bunu en iyi yapacağı söylenir. Kılıç Hasan Usta' ya getirilir. Hasan Usta kılıcı, en iyi bir şekilde, hiç belirsiz olarak ular. Padişah kılıcı görünce çok memnun kalır. Hasan Usta' yı çağırır.
Bozkır' da çevrenin en iyi bıçak ve kamaları, Çağlayan Kasabasındaki demirciler tarafından yapılmaktadır. Yukarıda yazılanlara rağmen, tüfekçilik imalatı ile ilgili ilçede hiçbir faaliyette bulunulmamakta, Çağlayan Kasabası' ndaki bıçakçılık yapımı ise günden güne azalma ve yok olmaya doğru gitmektedir.Demircilik sanatı içinde görülen nalbantlık mesleği de Bozkır' da tarihe karışan bir meslek olarak yerini almaya başlamıştır. Nadiren yapılmakta olan bu nalbantçılık sanatı ile ilgili olarak, araştırmalarımızda tespit ettiğimiz bir hususu da burada veriyoruz; “ Bozkırlı nalbant Hayrettin DÖNMEZ Usta nalbantlık sanatının kaybolmaya başladığını söylerken, İlçe merkezinde iş yetiştiremedikleri yılları hayal ediyor. ”Seyyar nalbantlar gezerdi köy köy, böylece yığılma önlenirdi. Ata, katıra, eşeğe, ocakta çekiç altında nal döğerdik. Önce arabalar, sonra atlar gelmez oldu. Nalbantlık bize bir unvan olarak kaldı. Namımız nalbant amma, işimiz değil. Kimimiz hurdacı olduk, kimimiz soğuk demirci...” diyor. Arazisi sarp, kayalık, taşlık, inişli ve çıkışlı olan Bozkır'da yapılan nallarda hiç delik yoktur.
Bozkır Nalları Nalbant Ustalarımızın Elinden Düz Çıkar. KALAYCILIK VE BAKIRCILIKBozkır' da 1945 yılından beri Kalaycılık işi ile uğraşan Durmuş Ali Usta; “ Bozkır İlçesi' nde on yaşımdan beri kalaycılık işi ile uğraşıyorum. Çırak olarak girdiğim bu işten çok ekmek yedim. Ailemin geçimini bu işten sağladım. Ancak, son beş yıldan beri özellikle kalaycılık, sıcak demircilik, nalbantçılık ve bizim gibi el emeği, göz nuru isteyen işlerle uğraşan sanatkârların meslekleri ağır ağır yok olmaya doğru gidiyor. Bozkır Merkez Büyük Cami arkasında bulunan ve Kalaycılar Sokağı diye halk arasında nam yapmış ince uzun sokağımızda, önceden yirmi adet kalaycı varken, şu anda bu sayı ikiye inmiş durumdadır. Meslektaşım olan Mustafa SAĞLAM' da ilerleyen yaşı sebebiyle artık dükkânını ancak Bozkır' ın Pazarı olan Cuma günleri için açıyor. Kalaycılar Sokağı artık mazi oldu. Eskiden sokağımızdan çekiç, körük, kap kacak sesleri gelen sokaktan şimdi sadece ayak sesleri gelmektedir. Aliminyum madeninin yoğun olarak hayatımıza girmesi, çelik madeninden yapılan mutfak ve diğer araçların yaygınlaşması, bizim işlerimizi de engelledi.Ama buna rağmen, elinde hâlâ bakır mutfak araçları bulunan ve sağlığının kıymetini bilen, bakır kalaylı kaplardan yemek yemenin zevkini ve sağlıklı yönünü seçen müşterilerimiz tek tük de olsa var. Bizimle birlikte, daha doğrusu bizden sonra kalaycılık mesleği de tarihteki yerini alacağa benziyor.” Şeklinde konuşarak, Kalaycılık sanatının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını belirtmektedir.
Kalaycı Durmuş Ali Usta Haranı (Kazan) Kalaylarken. ÇANAK : ÇÖMLEK VE TESTİCİLİKBozkır' a bağlı Çağlayan Kasabasında, Konya çevresinin en ileri toprak kap yapma sanatı gelişmiştir. Çok yakın zamana kadar, Karaman, Çumra, Seydişehir, Beyşehir ilçelerinin toprak kap ihtiyacını Bozkır' ın bu sanatkâr beldesi karşılardı. Yakın zamana kadar, unların saklandığı dağar denilen ağzı açık büyük kaplar, kuru yiyeceklerin saklandığı, pekmezlerin katıldığı dar ağızlı küpler, tereyağlarının tuzlanıp saklandığı iki saplı küpcükler, yoğurt taşınan çömlekler, su taşınan ve içilen büyüklü küçüklü testiler (destiler, boduçlar), süslü sürahiler, çiçek saksıları ve vazolar yapılmaktadır. Çevredeki bazı şartların değişmesi, imkânların azalmasına rağmen, eskisi kadar olmasa da bu sanat Çağlayan Kasabası' nda varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Çağlayan Kasabasında üretimi yapılan toprak kaplarda incelik, zarafet ve ustalık göze çarpan unsurlardır. Üretim maliyetlerindeki yükselmeler, madeni ve plastik unsurların ucuz ve ekonomik olmaları sebebiyle; çanak, çömlek, küp, testi, vazo, saksı gibi toprak kaplara olan rağbeti azaltmıştır. Ancak bütün olumsuzluklara rağmen, her Cuma günü Bozkır ilçe merkezinde kurulan pazarda, çevre ilçelerle kasabalardaki pazarlarda Çağlayan toprak kaplarına olan rağbet az da olsa sürmektedir. Yaptığımız tespitlere göre Çağlayan toprak kaplarının, özellikle ilkbahar ve yaz mevsimlerinde satışlarının yükseldiği anlaşılmaktadır.
Bozkır Cuma Pazarında Satılan Çağlayan Toprak Kap Ürünleri. DERİCİLİK“ Bozkır' ın derisi (gönü) sağlamdır. Bozkır' ın suyu da, otlağı da havası da bir başkadır. Koyununun, sığırının, mandasının gönü de bozkır iklimi gibi dayanıklıdır. Bu yüzden tercih edilir. Bozkır derileri Konya kavaflarının önünde pabuç, saracının önünde koşum olur. Post olur serilir, kürk olur giyilir.” Üçpınar' da geçmişte, işlemeciliği yapılarak mamûl hale getirilen deri; yemeni, iskarpin, ve mest dikimi ile tanınır ve tercih sebebi olurdu. Yıllarca Bozkır İnsanı, Üçpınar' daki ustaların yapmış oldukları yemenilerle,iskarpinlerle kısacası ayakkabılarla dolaştı. Makineleşmenin ve fabrikasyon türü hazır ayakkabıların hayatımıza girmesi ile Üçpınar Kasabasındaki bu sanat dalının tarihe geçmesine sebep oldu. Ancak Üçpınar' da halen az da olsa isteğe ve zevke göre, ayakkabı ve mest dikilmektedir. Bu ayakkabı ve mest ustalarından Ziya ÖZDEMİR adlı Usta' nın da adını burda belirtmek yerinde olacaktır. Dericilik sanatı ile ilgili olması açısından “ Semercilik ” konusu üzerinde de araştırmalarımıza ait sonuçları da belirtmek yerinde olacaktır. Geçmişimizdeki Bozkır'ı anlatan “ Hoş Geldin Pazarı “ adlı şiirin bir bölümünde: Şiirde yazıldığı üzere geçmişimizde, köylerinden ve kasabalarından ilçe merkezindeki Cuma Pazarına gelen vatandaşlarımızın tek ve yegâne ulaşım araçları atları, katırları ve eşekleri idi. “ Eskiden Cuma Pazarına gelen vatandaşlarımızın ulaşım araçları olan eşek,katır ve atların tek konforu da Bozkır' da imâlatı yapılan semerler idi. İlçe merkezinde her Cuma günü kurulan pazara gelen vatandaşlarımızın ulaşımını sağlayan atlar, katırlar ve eşekler için garajlar oluşturulur, buralara yakın yerlerde semer satıcıları da yerini alırlardı. Bozkır' ın Kayapınar köyündeki semer ustaları çok maharetli ve marifetlidirler. “ “ Eşek ölür semeri, usta ölür eseri kalır. “ diye bir söz vardır. Uzun yıllar Konyalı hazırını satmış semerin. Bozkır' dan ve başka yerlerden semer getirttirirlermiş satmak için. Bu getirttirilen semerler eşeğin sırtını yanır (yara,sıkıntı veren durum anlamında) etmezlermiş.”
Meşhur Bozkır Semeri Semercilik gibi “ Eğer Yapımcılığı” konusunda da kitaplara bile geçmiş meşhur Bozkır Eğer' inden bahsetmek gereklidir. Bu konuda en kapsamlı tanıtım, yine bir Bozkırlı olan merhum Prof. Dr. Faruk SÜMER tarafından yapılmıştır. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı 5 no' lu yayını “ Türklerde Atçılık ve Binicilik “ adını taşımakta olup, bu kitap hemşehrimiz merhum Prof. Dr. Faruk SÜMER Hocamız tarafından yazılmıştır. Kitabın 123. ve 124. sayfalarında Bozkır Eğer' inin; topuz, ön kaş, yular halkası, teğelti, kolan, köpçük, ard kaş, etek, zahma kayışı, özengi kayışı, özengi, kolan ucu, terki bağı, sağrı örtüsü ve kuskunu ile fotoğraflandırılarak en kapsamlı tanıtımı yapılmıştır. DOKUMACILIKŞemseddin Sami Kamus ül-Âlam' da Bozkır'ı tanıtırken; “ ... Yerel sanayi, kilim, aba, tiftik dokumacılığı ve tabanca yapımına dayalıdır. “ demektedir.
Bozkır Çağlayan Kasabası Halı Kooperatifinde Geçmişte, Çağlayan ve Dere kasabalarında halıcılık kooperatifleri kurulmuştur. Halk Eğitimi faaliyetleri çerçevesinde vatandaşlarımızın istek ve talepleri doğrultusunda zaman zaman Hacılar ve Kuşça köyleri ile Söğüt kasabasında halıcılık kursları açılmaktadır. Bozkır çevresinde ticari amaçla olmasa da, yün ipten renkli olarak heybe dokumaları da yapılmaktadır.”
Bozkır Çevresinde Dokunan Kara Heybe
Bozkır ve Çevresinden Motifli Heybe Örneği
Bozkır Sarıoğlan Kuzören Halı,Kilim ve Dokuma Örnekleri İlçemizin Kayapınar köyünde Cumhuriyetimizin ilk yıllarında her evde bir dokuma tezgâhı vardı. Halkın % 80' i, dokumacılıkla uğraşırken, ilerleyen teknoloji ve makineleşme sebebiyle bu işle ilgilenenlerin sayısı gittikçe düştü. Kayapınar Köyü ile Dere Kasabasında yün kumaş alanında, az da olsa faaliyetler görülmektedir. Depme (sıkıştırılmış) kumaş dokumacılığı Dere Kasabasında yapılmaktadır.
Bozkır ve Çevresinde Yapılan Depme Yelek ve Pantolon Bozkır EvleriZaman akıp giderken, her şey eskiyor. Her yeni yapılan, her yeni doğan, her yeni alınan eskiyor. Evlilikler, kıskançlıklar, sevinçler, üzüntüler, dostluklar, düşmanlıklar, insanlar ve uygarlıklar her an eskimeye, eskileşmeye doğru gidiyor. Eskiliğe yolculuk bir gerçek, eskimeye yolculuk ise başka bir gerçek.
Evlerimiz! Yenisi ve eskisi ile evlerimiz. Eskiye yolculuktaki tek mekânımız. Hayat yolculuğumuzun yegâne binitleri olan evlerimiz. Evlerimiz; mutluluklarımızın, sırlarımızın, acılarımızın, herkesin bihaber olduğu, çaresizliklerin ve imkânsızlıkların kolkola olup bizleri boğmaya, bunaltmaya çalıştığı “an”ların ve yaşantıların iç içe olduğu barınaklarımız. Evlerimiz... Doğmamız, yaşamamız ve ölmemiz “an”larındaki mekânlarımız olan sığınaklarımız. Evlerimizin duvarları olmuştur çoğu zaman sırdaşımız. Kapı ve pencereleri olmuştur ara sıra ışığımız. Camlarından dışarıya bakıp da, çoğu zaman iç geçirerek ah! dediğimiz, dış dünyamız ile iç dünyamızın saydamlık köprüsü olan evlerimiz. Sırlarla dolu oluşumuzun geçitleri olan dış duvarlarımızın makyajları cephe boyaları. O evlerimiz ki, bazen müstakil oldu, bazen gecekondu, bazen de 1.,2.,3.,4., ve ... katlarda daire adıyla yer aldı. Kimi sobalı, kimi kaloriferli, kimi yazlık, kimi bahçeli, kimisi ruh hıçkırıkları gibi çok katlı ve yığma olarak yapılan, depremden dolayı tir tir titreyen başlarımızı sokabileceğimiz ümitlerimiz, sevinçlerimiz, hüzünlerimizle ve sırlarımızla dolu yuvalarımız... O evler. İşte o evlerden Bozkır'da da var. Hem de o evler; ”yıllara meydan okuyorum”, dercesine dimdik ayakta, sahiplerinin toprakta olmasına rağmen... ![]() Bozkır Evlerindeki Bölümlerden; Baş Sedirli Oda
![]() Bozkır'da Yıllara Meydan Okuyan Evler, Binalar Kümesi
![]() Mimarisinin Mükemmelliği İle Bir Bozkır Evi
Bozkır ilçesinde 2005 yılına göre son 10-12 yılda yapı kooperatifleri sayesinde ev sahibi olan vatandaşlarımızın sayılarında büyük artışlar olmuştur. Evi olmayan vatandaşlarımızın kurulacak kooperatifler vasıtasıyla ev sahibi olmak için kooperatifleşmeye oldukça önem vermeleri ilçede kurulan yapı kooperatiflerinin sayısının çoğalması sonucunu doğurmuştur. Bu çoğalma talebini özellikle gurbetçi vatandaşlarımızın da Bozkır'da bir evleri olsun istekleri artırmıştır.
![]() 1999 Yılında Yapımı Biten Seksen Dairelik Toroskent Evleri
![]() 2002 Yılında Yapılan Elli İki Dairelik Serüstad Evleri
İlçeye bağlı Sarıoğlan, Üçpınar, Hamzalar, Harmanpınar, Söğüt, Dereiçi, Hisarlık, Dere, Çağlayan ve Sorkun Kasabaları ile 40 köyde yaşayan vatandaşlarımızın; dam ev, taş ev, yer ev dedikleri evlerini ya restore ettikleri ya da bunların yerine betonarme tipte yığma, kâgir özellikli evler yaptıkları görülmektedir.
Bozkır'a idari yönden bağlı olan kasaba ve köylerimizde son yıllarda betonarme olarak mimari estetiğe önem verilen tarzda evler yapılmaya başlanmasının bir sonucu olarak, Yaylalarımızdaki eski taş yığma barınaklar, evler ve odaların yerine çok katlı betonarme tipteki ev ve bina sayılarında oldukça önemli artışlar olmuştur. Bunlara örnek olarak; Akçapınar, Tufanderesi, Hisarlık Arapçimeni, Küçükhisarlık ve Çat Yaylaları'nda yapılan binaları verebiliriz.
![]() Yaylalarımızdaki Yapılaşma Örneklerinden.
( Akçapınar Yaylasında Bulunan Mescid ve Şadırvan) ![]() Tufanderesi Yaylası'nda “Hanay” Adlı Yapı.
(Bozkırlılar Kütük Balı Yapımı İçin Arılara Hanaylar Yapmışlardır.) Bozkır YemekleriBozkır kasaba ve köylerinde yemek kültüründeki zenginlik dikkat çeker. Bozkır yemeklerinin bir sistematiğe göre düzenlenmiş şekli aşağıda sunulmuştur:
BOZKIR MUTFAKLARINDA YAPILAN YEMEKLERE AİT SINIFLANDIRMA:
1-Çorbalar Gurubu:
Balık Çorbası, Bamya Çorbası, El Tarhanası, Erişte Çorbası, İşkembe Çorbası, Kavenez (Domates) Çorbası, Mercimek Çorbası, Paça Çorbası, Pirinç Çorbası, Sebzeli Çorba, Şehriye Çorbaları, (arpa şehriye, tel şehriye ve yıldız şehriye) Tavuk Suyu Çorbası, Un (bulamaç) Çorbası, Un Tarhanası, Yayla Çorbası. 2-Sulu Yemekler Gurubu:
Arap Aşı (Arabaşı) Yemeği, Barbunya Yemeği, Batırık Sulaması, Bezelye Yemeği, Boranı Yemeği, Ispanak Yemeği, Karnabahar Yemeği, Kiyniç Otu Yemeği, Kuru Fasulye Yemeği, Nohut Yemeği, Patates Yemekleri, (Haşlama, Patates oturtması) Pırasa Yemeği, Semiz Otu yemeği, Soğan Aşı, Taze Fasulye. 3-Et Yemekleri Gurubu:
Av Etlerinden Yapılan Et Yemekleri, Balık, (ızgara ve buğulama türlerinde) Göveç, Kavurma, (çoban kavurma, et kavurma) Kıymalı sote, Köfte; (Bozkır İlçesi’nde köfte konusundaki söylenebilecek tek söz şudur; “Bozkır’ın gelmiş geçmiş en lezzetli köftecisi Köfteci Merhum Rıza Dayı idi. O’nun yapmış olduğu köftelerin tadı hâla damaklarımızdadır. O’nun köftelerinin sırrını oğulları Metin ve Çetin ERDEM ikiz kardeşler bilmektedir” tespitlerimizi belirtmek istiyoruz. Ayrıca; Bozkır İlçesi’nde lokantacılık yapan Oktay KARDEŞLİK isimli ustamız, yıllardan beri vatandaşlarımıza nefis köftelerinden yapmakta, bu köftelerin tadını bilenler tekrar tekrar Oktay Usta’nın köftelerinden yemek için onun lokantasına gelmektedirler. (2002)) Kuşbaşı, Sakatat Yemekleri, (ciğer, beyin, böbrek, işkembe, kelle, munbar, paça) Tas Kebabı, Topalak, Tavuk, (ızgara, fırınlama, kızartma) 4-Pilavlar Gurubu:
Av eti garnitürlü muhtelif pilavlar, Bulgur Pilavı, (nohutlu, mercimek) Etli Düğün Pilavı, (bulgurla) Ev Eriştesi, Karamık Pilavı, Makarna, Pirinç, Şalga. 5-Sarmalar, Dolmalar ve Sıkmalar Gurubu:
1-Sarmalar :
Lahana Sarması, Pancar Pürçeği Sarması, Yaprak (tevek) Sarması. 2-Dolmalar:
Biber, Domates, Kabak, Patlıcan. 3-Sıkmalar:
Batırık Sıkması, Mercimek Sıkması, Patatesli Kısır Sıkması. 6- Salatalar Gurubu:
Çeşitli otlardan yapılan salatalar, (roka, ekşiot, tere vb.) Çoban salata, (domatesli, hıyarlı, soğanlı) Marul salatası, Patates salatası, Semiz otu salatası. (Semiz otu ile ilgili olarak; dünyaca ünlü kalp cerrahı hemşehrimiz Prof. Dr. Mehmet ÖZ; bütün insanlara kalp sağlıkları için mutlaka semiz otu yemeleri yönünde çeşitli konferans ve televizyon röportajlarında tavsiyelerde bulunmuştur. (2002)) 7-Aperatif Yemekler ve Söğüşler Gurubu:
1-Aperatif Yemekler:
Cacık, Çeşitli türdeki yumurta yemekleri, (menemen veya melemen, yumurtalı omlet, rafadan yumurta, top yumurta, sucuklu yumurta, kıymalı yumurta, pastırmalı yumurta, sahanda yumurta vb.) Ekmek Övmesi, (öğmesi) Mıkla (soğanlı), Tuzlukara, (Nohudun su içinde ıslatılıp, şişinceye kadar bekletilir. Sonradan suyu süzülür ve tuzlanır. Daha sonra da, tuzlanan bu nohut bir ateş üzerinde kavrulur) Zülbiye, (Baş soğan ve patatesin fırına sürülerek pişirilmesi) 2-Söğüşler: Limon, Maydanoz ve marul, Soğan, Şalgam veya şalga Turp. 8-Konserveler ve Turşular :
1-Konserveler:
Bezelye, Domates, Erik, Fasülye, Karışık veya türlü, Patlıcan, Vişne, Konserveler ev yapımı veya fabrikasyon olarak yenilmektedir. 2-Turşular:
Sirkeli ve Limon tuzlu olarak iki çeşit olarak yapılır. Karışık Turşu, (fasulye, hıyar, acur, hırtlak, yeşil domates, sarımsak, biber, turşu otu ile birlikte karışık olarak turşu yapılmaktadır) Lahana turşusu, İsteğe bağlı tek üründen yapılmış turşular. (domates, hıyar gibi) 9-Kurutmalar- Reçeller ve Pekmezler- Salçalar:
1-Kurutmalar: Bamya kurutması, Biber kurutması, (dolmalık ve sivri biber) Domates kurusu, Elma kaklaması, Erik kurusu, Fasulye kurutması, Kayısı kurusu, Patlıcan kurusu, Vişne kurusu. 2- Reçeller ve Pekmezler:
a-Reçeller: Dut (kara dut) Çilek, Kayısı, Şeftali, Vişne. b-Pekmezler:
Üzüm Pekmezi. 3-Salçalar:
Biber, Domates, Erik. 10-Hamur İşleri ve Tatlılar Gurubu:
1-Hamur İşleri:
Bozkır Peynirlisi; (Bozkır İlçesi ile özdeşleşmiş olan Bozkır Peynirlisi, ilçe halkının vazgeçemediği bir yemek türüdür. Evlerde; pancar pürçeği, ıspanak, nane, peynir, çökelek, kaşar peyniri veya halkımız arasında keş olarak tabir edilen lor peynirin soğanla karıştırılmasıyla iç olarak hazırlanan meşhur Bozkır Peynirlisi; fırınlarımızda çok nefis bir şekilde yapılmakta, fırından çıktığı haliyle türüm türüm tütmekte ve tadına doyum olamamaktadır.) Bozkır Etliekmek ve Bıçakarası;
(Bozkır İlçesi’ne özgü, Bozkır Etliekmek ve Bıçakarası; ilçe halkının vazgeçemediği hamur işi bir yemek türüdür. Evlerde, fırınlarda veya lokantalarımızda; kıyma, iki bıçak arasında kıymadan büyük, kuşbaşı tabir edilen et çeşidinden küçük özel olarak hazırlanmış et, soğan, biber, domates, tuz, maydanoz ve isteğe göre baharat karışımından müteşekkil Bozkır Etliekmek ve Bıçaarası; fırınlarımızda çok nefis bir şekilde yapılmakta ve tadına doyulmamaktadır.) Keşli Ekmek, Su Böreği. 2-Tatlılar:
Aşure, Baklava, Kadayıf, (ekmek kadayıfı ve tel kadayıf) Helva, (irmik, un, pekmez ve tahin helvaları) Gavutlu (Kavutlu) Pekmez (Gavut; Kavrulmuş nohudun değirmende çekilip, un haline getirilmesi ile elde edilir. Sade olarak yenilebilen gavut, pekmezle de karıştırılarak yenildiğinde lezzetine doyum olmamaktadır.) Köpük Tatlısı, (Önceden Bozkır’a bağlı bir kasaba iken sonradan ilçelik statüsüne kavuşturulan Ahırlı İlçesi’nde bulunan imâlathanelerde üretilen köpük tatlısı Bozkır Tahini ile karıştırılıp yenildiğinde damaklarda oldukça enfes bir tat bırakmaktadır.) Lokma tatlısı, Muhallebi, Pelte, Revani, Sütlaç, Tahin; (Bozkır İlçesi’ne bağlı Dere ve Sorkun Kasabaları’nda üretilen tahin; ilçemizi bütün Türkiye’de tanıtan ana unsurlardan biri olmuştur. Tahin, köpük ve pekmezle karıştırılarak yenildiği gibi sade olarak da yenilmekte ve çok lezzetli olmaktadır.) Bozkır Yemeklerinden Bazı TariflerKaramık Çorbası:Malzemeleri: Karamık, Biber, bulgur, soğan, salça, tuz, domates, yağ, kıyma. Çorbanın Yapılışı:Yağ içine atılmış kıyma, ince kıyılmış soğan ve salça güzelce kavrulur. Daha önceden kurutulmuş olan karamık otu kaynar suda biraz haşlanır, haşlandıktan sonra biraz kovrulur. Şayet yeni toplanmış olan karamık otunun çorbası yapılacaksa, kuru olmayan bu karamık otu da yeteri kadar salça, soğan ve kıyma karışımı ile birlikte kavrulur. Sonra su ilave edilir. Bir süre kaynatıldıktan sonra bulgur ilavesi yapılır. İyice pişirilir. İsteğe göre baharat da atılabilir. Karamık otundan çorba dışında ayrıca pilav da yapılır. Şalga Pilavı: Malzemeler: Kıyma, 6-7 adet şalga, nane, biber, kıyma, 1-2 adet soğan, 1 su bardağı bulgur, 2 yemek kaşığı yağ, 1 kaşık salça. Yapılışı: Soğanlar iyice kıyılıp, kıyma ilavesi ile yağda pembeleşinceye kadar kavrulur. Kavrulan soğana salça eklenir. Şalgalar soyulduktan sonra ince bir şekilde dilimlenip, tuzla ovulduktan sonra, kavrulan salçalı ve kıymalı soğana eklenir. Şalgalar kavrulurken su ilave edilir. Şalgaların pişmesi beklenir, pişince bulgur ilave edilir. Tuzu, nanesi ve biberi de eklenip suyu çekilinceye kadar pişirilir. Şalga pilavı, isteğe göre baharatlı olarak ta yapılabilir. Keşli Ekmek: ![]() Malzemeler: 5O0 gr. veya isteğe göre un, 1 tatlı kaşığı tuz, 25 gr. maya (mayalı yapılacaksa), y eterince su. İçi için: İsteğe göre yeter ölçüde keşli peynir, yeter sayıda kuru ve yeşil soğan, pancar pürçüğü, nane, maydanoz, varsa yeşil biber, isteğe göre baharat ilave edilerek karıştırılmak suretiyle iç hazırlanır.
Yapılışı: Derince bir kaba un alınır. Ortasını havuz açılır, maya ve tuz katılıp, ılık suyla yumuşak bir hamur elde edilir. Üzeri örtülüp mayalanması beklenir. Mayalandıktan sonra hamur küçük bezelere ayrılır. Her beze yuvarlak ve ince bir şekilde oklava ile açılır. Yarım tarafına peynirli harçtan konulur. Diğer kenarını kapatılır. Sıcak sacın üzerinde arkalı önlü pişirilir. Piştikten sonra tereyağı ile yağlayıp çay veya ayran ile servis yapılır.
Tarhana Çorbası: Malzemeler: Belli bir miktar diş tarhana, s alça, biber, nohut, sade yağ. Yapılışı: Tarhana önceden nohutla beraber ıslatılıp kabarması beklenir. Su ilave edilerek kısık ateşte ağır ağır pişirilir. Salça ve isteğe göre baharat eklenip, yağ eritilip üstüne dökülür ve servis yapılır. Yukarıda tarif yapılan diş tarhanadan ayrı olarak, Bozkırımızda yapılan un tarhanamızın damaklarımızdaki lezzetini de anlatmak gereklidir. Bozkır yemek kültüründe ayrı bir yeri bulunan “ un tarhanası” nın yapılışı şu şekildedir: Süzme yoğurt, kırmızı biber, domates, yeşil biber, sarımsak, nane, kekik, soğan, yumurta, isteğe göre nohut, mercimek ilavesi yapılan bir karışım hazırlanır. Bu karışım robot gibi araçlarla inceltilerek unla beraber yoğrulur. Yaz sıcaklarında yapılan un tarhanasının hamurlaşan kütlesi en az on gün gölgede bekletilir. Daha sonra bu hamur tahtaların üzerinde gölgede kurutulmaya bırakılır, nemli bir şekilde süzgeçten geçirilerek un haline getirilir ve kurumaya bırakılır. Un tarhanası çorbası ise şu şekilde yapılır: Yağ (sade yağ tercih sebebidir) eritilir. Salça, nane, kekik gibi baharat ilavesi yapılıp, belli bir ölçüde un tarhanası eklenir. İsteğe göre kıyma ilavesi yapılır. Üstüne et suyu dökülerek sürekli karıştırılarak kaynaması beklenir. Daha sonra on dakika kısık ateşte kaynamaya bırakılıp servise hazırlanır.
![]() Hastalıklara Şifa Olan Bozkır Un Tarhanası Hazırlığı
Batırık:
Malzemeler:Yeter derecede köftelik bulgur veya düğü, soğan, maydanoz, pul biber, domates, salatalık, isteğe göre turşu, tuz, tahin, limon, nane, salça. Yapılışı: “Kaynar su ile bulgur (düğü) ıslatılır. Bozkır Tahini ile karıştırılarak iyice yoğrulur. Daha sonra; kıyılmış soğan, tuz, limon, nane, biber, tahin konur ve salça ile yoğrulur. Daha sonra kıyılmış maydanoz ilave edilerek sıkması yapılır. Bir kısmı ise su ile sulandırılarak tuz ve limon gibi ilaveleri yapılıp sulu şekilde yenilir. ![]() Bozkırla Özdeşleşmiş Batırık Sıkma ve Sulaması.
Erişte Pilavı: Malzemeler: Yeter derecede erişte, tuz, ölçülü tereyağı, yeterince su. Yapılışı: Tencereye yeter derecede su konulur. 1 tatlı kaşığı tuz ilave edilip, kaynamaya bırakılır. Kaynayınca içine erişte atılır. Erişteler pişinceye, haşlanıncaya kadar kaynamaya bırakılır. Erişteler yumuşayınca ocaktan alınıp, bir süzgeç yardımıyla suyu süzülür. Geniş bir sahana veya tabaklara alınan eriştenin üzerine tavada kızartılan tereyağı gezdirilir. Yanında da ayran tavsiye edilir. Arabaşı: Malzemeler: Yağ, bir miktar un, tavuk suyu, tavuk eti, salça, isteğe göre acı biber ve baharat. Yapılışı:Arabaşı'nın önceden hamuru hazırlanır. Hamuru için önce s u kaynatılır. Suyun içine tuz ve un konulur. Bir süre kaynatılır. Belli bir kıvama geldikten sonra tepsilere dökülür ve soğumaya bırakılır. Daha sonra ç orbası hazırlanır. Çorbası şu şekilde hazırlanır; bir tencerede yağ ile un kavrulur, t avuk suyu, tavuk eti ve salça eklenir, isteğe göre acı biber de konulup kaynatılır. Bu işlemler bittikten sonra Hamur tepsisinin ortasına çorba tası oturacak şekilde oyuk açılır. O oyuğa Arabaşı'nın çorbası konur veya çorba dökülür. Bir kaşık hamur, bir kaşık çorba ile birlikte yenilir. Bu yemek, özellikle kar yağdığında av hayvanlarının etinden yapılır ve lezzetine doyum olmaz.
![]() Meşhur Bozkır Etli Bulgur Pilavının Hazırlığı.
Bozkır Atasözlerinden SeçmelerAtasözü; “Nesilden nesile geçerek, pratikte Türk insanına, çoğunlukla değişmez yargılar aracılığı ile atalarımızın hayat tecrübelerini, ilmi ve felsefi gerçekleri öğütler halinde sunan, az sözle çok anlam ifade eden kalıplaşmış ve çoğu mecazi olan sözler topluluğudur.”Atasözlerimize, Türkçe’mizin ilk yazılı metinleri olan Orhun Kitâbeleri, Kaşgarlı Mahmud’un ünlü eseri Divân-ü Lûgat-it Türk, Kutadgu Bilig ve özellikle Dede Korkut Hikâyeleri’nde rastlanmaktadır. Bu atasözlerimiz; geçmişten geleceğe, atalarımızdan bugünkü nesillere kadar dilden dile, gönülden gönüle ulaştırılmıştır. Atasözlerimizin önce mahalli, sonra millî olduğu hususunda Halkbilimciler ortak bir noktada buluşmaktadır. Bu sözler; özlü, yalın, kalıplaşmış, öğüt verici, gelenek ve göreneklerimizi, geçmişten aldığı terbiye esasları çerçevesinde günümüze yansıtan insanlarımızın hayatını düzenlemeye çalışan kurallar bütünüdür. Bozkır’da söylenen atasözlerinin kaynaklarını tespit etmek zordur. Atasözlerimizin bir kısmı, ülkemizin diğer yerlerinde olduğu gibi, toplumumuzun güvendiği, bilgeliği olan bir büyüğümüzün dilinden doğmuş ve toplumumuzdaki genel geçerliliği sebebiyle nesilden nesile aktarılarak yaşatılmış, bir kısmı ise ne yazık ki kaybolup gitmiştir. Bozkır Atasözleri’nde temel unsur insanımızdır. Hürriyet, işbirliği, mutluluk ve güzellik övülmekte; baskı, zulüm ve güzel olmayan her türlü unsur yerilmekte ve kınanmaktadır. Bozkır Atasözleri’nde düzgün bir cümle kurularak atasözü yapılabildiği gibi; ikilemeli, üçlemeli, hatta dörtlemeli ölçülü söz gurupları ile de atasözleri söylenmiş ve bunlar günümüze kadar gelebilmiş durumdadır. İkilemeli Bozkır Atasözüne;
“Anamın ekmeğine kuru, Ayranına duru demem.” Üçlemeli Bir Başka Atasözüne;
“Asıl azmaz, Bal kokmaz. Kokarsa yağ kokar. O’nun da aslı ayrandır.” Örnekleri verilebilir.
Bozkır mahalli ağzına göre Atasözlerimiz aşağıda sunulmuştur:
A-a
-Acemi gatır, gapı önüñde yük eñdirir. -Aç adama dokuz yorgañ örtmüşler, gene de doymamış. -Aç, anañ ise de kaç! -Aç bırakma hırsız olur, çok söyleme arsız olur. -Ağaca çıkañ geçiniñ, dağa çıkañ oğlağı olur. -Ağır ol ki, beğ disinler.(desinler) -Amañ dayım, amañ dayım, hirkesteñ (herkesten) aldım payım. -Anamıñ ekmeğine guru, ayranına duru dimem. (demem) -Añız battı, gış bastı. (Bu atasözümüz; anız toprağa karışınca, artık kış mevsimi başlar anlamı taşımaktadır.) -Aptal gatıra biñiñce beğ oldum, şalgam aşa giriñce yağ oldum sanneder.(zanneder) -Asıl azmaz, bal gokmaz. Gokarsa yağ gokar, o’ñuñ da aslı ayrañdır. -At ile avrat yiğid efenin bahtına. -Az yiyeñ az üyür, çok yiyeñ zor üyür.(uyur) B-b
-Basamaksız merdivaña (merdivene) çıkılmaz. -Baş nire (nereye) giderse, ayak ta oraya gider. -Batı taraftan güneş kızardığında öküzü yemle, doğu taraftan güneş kızardığında tazıyı çulla. (Bu Bozkır Atasözümüzle; “güneşin batı yönünden kızardığı görülünce; öküz yemlenip tarlaya sürülmeli, bağda, bahçede ve tarlada çalışmanın tam zamanının geldiği, ancak güneşin doğu yönünden kızardığı görülünce çalışmaya tedbir getirmenin zamanı gelmiş olup, evde istirahat edilmeli –varsa- hayvanlar dinlendirilmelidir” anlamı dile getirilmeye çalışılmıştır.) -Besledik böyüttük danayı, tañımaz oldu anayı, babayı. -Bindik bir âlâmete, gediyoruyuz gıyamete. -Bir gayın, biñ goyun. -Boğazı böyük olañıñ dostu olmaz. C-c –Ç-ç
-Canavar govacak köpeğiñ kuyruğu omuzuñda olur. -Çığrılañ yire irinme (erinme), çığrılmayañ yire görüñme. -Çalışanıñ dodağı (dudağı) yağlıymış, irineniñ (erinenin) başı ganlıymış. -Çayın kiñarına çeşme yapılmaz. -Çok gazanañ değil, az harcayañ zengin olur. D-d
-Daldırma çakalı, yoldurma sakalı. -Diliñi dut (tut), verdiğimi yut. -Doğru sallanır, ama düşmez. (yıkılmaz) -Düğün bizim, oyna gızım. E-e
-Ecel señle mahkimem (mahkemem) var, her nire gettimse uğurum kestiñ. -Ekmek Padişah, pilav vezir. Gerisi vazur, vuzur -Ekmeğiñ böyüğü, hamuruñ böyüğündeñ olur. -El ayranı yürek soğutmaz. -El atıña bineñ çabuk ener.(iner) -Elbiseñ yamalı, amma temiz olsuñ. Eliñ guşağıyıñ altına sığmasıñ. Garnıñ tok olsuñ. -Eliñ gazanıylañ (kazanıyla) aş gaynamaz (kaynamaz). -Er ekmeği meydañ ekmeği, gardeş ekmeği zindañ ekmeği. -Erkek goç bere götürmez. (Erkek adam keder ve merak götürmez anlamında) -Erkek merkep ölürse tasması galır. Dişi merkep ölürse sıpası galır. -Eviñi temiz dut, misafir gelebilir. Gendiñi temiz dut Ezrail gelebilir. -Evlenecek oğlañ; “Aydın’a getsem” dir. Evlenecek gız; “ah ölsem” dirmiş. F-f
-Fakırıñ (fakirin) doğurduğu ya gız, ya oğlañ. Zenginiñ doğurduğu ya beğ, ya hanım. -Fasülye gabak, başka lâfa bak. G-g
-Gafayıñ almadığı yire,(yere) gövdeñi yirleştirmeye galkma. -Galıp gıyafet, köpeklere ziyafet. -Galkacağın yire oturma. -Geliñ ata biñer, gör kime gider. -Gök geçiyi gören, içi dolu yağ sanır. -Göñülsüz davara gideñ köpeğiñ, davara hayırı olmaz. -Göz baktığı yiri yakar, yıkar. -Gırkı çıktı, gorku getti. (“Kırkı çıktı, korku gitti” şeklindeki bu atasözümüz; yeni doğmuş olan çocukların kırk gününe kadar çeşitli tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğini, bunun için anne ve babanın korkulu bir kırk gününün bulunduğu, kırk günün dolmasından sonra korkunun biteceği inancı ile söylendiği bilinmektedir.) H-h
-Ham miyve, okka virmez. -Harman yel ilen, (ile) düğün il’leñ (el ile) olur. I-ı – İ-i -Isıracak it dişini göstermez. -Ismarlama dua gabul oluñmaz. -İki gaynar bir coşar, Uluğ’un aşı tez bişer. -İki desti dokuşunca elbet biri gırılır. -İnanma dostuna, samañ doldurur postuna. -İnsan gölüne göre yüzer. -İplik bükülük, işlik dikilik. (Günümüz için söylenen bu sözde; her şey hazır durumda, parası olana her şey çarşıda pazarda mevcut durumdadır. Eskiden olduğu gibi bir şey almak için fazla zahmete gerek yoktur, yeter ki para olsun fikri anlatılmak istenmiştir.) K-k
-Keller yağırlar, birbirini ağırlar. -Kinit (kilit) dost içindir. M-m
-Mal alanıñ, pekmez satanıñ. -Mal, alınırkaña gazanılır. -Malda goyunu, akrabada gayını sev. -Mıh çıkar, emme (ama) yeri kalır. N-n
-Nerde birlik ve beraberlik, orda dirlik ve düzeñlilik. -Niyetler hayırsa, agıbette (akibet,gelecek) hayır olur. -Nurayı dosttañ, doğru lâf iden düşman eyidir. (Gösteriş için güzel, doğru ve iyi iş yapar gibi görünen iki yüzlü dosttan, sözü doğru düşman iyidir.) O-o –Ö-ö -Of dime, Allah di.(de) (Bir insan sıkıntıya düştüğünde of dememeli, sıkıntısını gidermek için Allah demeli anlamındadır.) -Oğlañ anasını, inek danasını bilir. -Oğluñula ordu, gızıñıla gomşu ol. -Oğlunu döğmeyen, kesesini döker. -Öcü oldu, böcü oldu, besleyemedim güç oldu. -Öndüç (ödünç), güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir. -Ölü evine gideñ ağlar, düğün evine gideñ oynar. -Ölünceye gadar yaşayacağıñı yoruluncaya gadar ara. P-p -Para gonuşmayı, elbise yörümeyi öğretir. -Peynir ekmek, hazır yimek.(yemek) R-r
-Rüzgar esmeyince, yaprak kıpırdamaz. -Rüşveti sokmañ gapıya, insafı çıkarmañ bacaya. S-s –Ş-ş -Saç sefadañ, dırnak da cefadan böyür. -Sarımsağı gelin etmişler, gırk gün gokusu çıkmamış. -Soran dağı aşar, sormayañ yazı da (ova da) şaşırır. -Soyuk, dirhem dirhem girer, batmañ batmañ çıkar. (Soğuk; insana ince ince girer, insan bunun farkına varamaz. Soğuk vücuda yerleşince, insanda çeşitli hastalıklar oluşur. İnsan soğuğun sebep olduğu bu hastalıklardan çok geç ve çok zor kurtulur. Soğuğa dikkat etmek gereklidir anlamında atalar sözüdür. Burada adı geçen dirhem; eski bir ağırlık ölçüsü birimi olup, okka’nın (okka: 1.283 gram oranında eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimidir.) dört yüzde biri olan 3.25 gram ağırlığındaki miktardır. Batman ise; iki okka ile sekiz okka arasında değişen bir ağırlık ölçüsü olarak eskiden kullanılan bir birimdir.) -Şeytanıla (şeytanla) bir çuvala girilmez. -Şeytanıla gabak ekenin, gabak başına patlar. T-t
-Tatıñ diliñden anası añnar.(anlar) -Tatlı tatlı yimenin, acı acı geğirmesi olur. -Terazi dartıylan (tartı ile), her şey vaktıylan.(vakti ile) -Topal geçiyneñ (keçi ile), yaylaya göçülmez. -Toprağı işleyen, ekmeği dişler. U-u –Ü-ü
-Uykuya sarılañ, rızıktan mahrum kalır. -Üveye etme özünde bulursuñ, geliniñe etme gızıñda bulursun. V-v -Var evi kerem evi, yok evi verem evi. -Virirseñ doyur, vurursañ duyur. -Vücut gocar, gönül gocamaz. Y-y -Yalıñız daş duvar olmaz .(Yalnız taş duvar olmaz.) -Yazıñ başı pişenin, gışın da aşı bişer. (pişer) -Yazıñ guru ot, gışa gatık olur. Z-z -Zenginin horuzu (horoz) bile yumurtlar. Bozkır'lıların Kullandıkları KelimelerBozkır' daki insanların günlük hayatlarında kullanmış oldukları konuşma dilleri, Türkiye Türkçesi' nin; saflığına, arılığına, sadeliğine, temizliğine ve duruluğuna ülkemizdeki en güzel örneklerden birisi olması açısından önem arz etmektedir. Aarı (Añarı) :Boyunca, hizasınca, takip ederek Aba :Abla Abdıl :Avlu Absab :Çamaşır Acans :Ajans, haber. Accık :Azıcık. Ağa :Ağabey. Ağı :Zehir Ağşam :Akşam. Ahmat :Ahmet Alettirik :Elektrik. Alı :Ali Alıç :Yabani elma Alık :Merkebin üstüne atılan paçavra. Allehem :Galiba, herhalde. Allengirli :Gösterişli, dolaşık anlamlarında kullanılır. Alma :Elma. Ana :Anne. Anamil :Annemgil. Angışmak :Tırmanmak. Annaç :Karşımda, yamacımda. Arık :Küçük su yolu. Armıt :Armut. Aş :Yemek Aşna :Haşarı, yaramaz. Aspap, asbap :Elbise. Atgı :1-Kaşkol, 2-Harman aleti. Avar :Sebzelik. Avgas :Suyun önüne çekilen küçük set. Aydaş :Zayıf kalmış, gelişmemiş. B Baç :Hayvan pazarında Belediyece hayvan alım satımlarındaki vergi. Babıç :Ayakkabı Babamil :Babamgil Badılcan :Patlıcan Bağırtlak :Boyuna, bağıra dolanan böz örtü. Bahalı :Pahalı Baklavu :Baklava. Bangga :Banka Barı :Yığılma, bir yüzeyde birikme. Barnak :Parmak. Basındık :Bastık Batırık :Bulgur veya düğüden yapılan mahalli bir yemek türü. Batma :Çeşmelerin önündeki küçük havuz Batman :Eskiden, iki-sekiz okka arasında değişen ağırlıklara verilen Ağırlık ölçüsü birimidir. (1 Okka = 1.283 gram) Bazar :Pazar Bayam :Badem Beğensimemek :Beğenmemek. Belik, Belinik :Bölünük, bölünmüş. Beneğarı :Düne göre daha iyi. Beketmek :Kapatmak (tencere, çömlek gibi şeyleri.) Beldenat :Dişli harman aleti. Beze :Yufka açmak için hamurdan koparılan yumurta büyüklüğündeki parça. Bicama :Pijama. Bicik :Göğüs, meme Bidik,bittik :Mayalı ekmek. Birki :Sanki. Birerleş :Birlikte, yardımlaşarak. Bistancık :Kertenkele yavrusu Bişek :Yayık aleti. Bişi :Tavada yapılan hamur kabartması. Bişirgeç :Ekmeği sac üstünde çevirmeye yarayan ağaçtan alet. Bitik :Pekmezin kristalleşmiş hali Boduç :Orta boyla su testisi. Bohca :Köy ihtiyar heyetinin köylüden aldığı bir çeşit vergi adı. Boranı :Pancar ve kabaktan yapılan yemek. Böcü :Böcek. Böğelek :Meyve ağaçlarında görülen bir hastalık türü. Böğet :Set, barikat Böğün :Bugün. Böyrek :1-Börek 2-Böbrek anlamlarında kullanılmaktadır. Böyü :Akrep Böyüğana :Büyükanne. Bula :Dişi piliç Bullar :Buralar. Buñ :Sıkıntı, darlık. Bungar :Pınar Buturak :Dikenli bir bitki tohumu. Buzavu :Buzağı. Büber :Biber Bülüç :Piliç. Bürlü :1-Bütünce, 2-Örtülü. C-Ç Canavar :Dar anlamda kurt Cevüz :Ceviz Cerge :İlkel çadır. Cezir :Havuç Cıbıl :Zayıf Cığa :Süslü gelin başı Cıplanmak :Soyunmak. Cırcır :1-Fermuar 2-Patoz anlamlarında kullanılmaktadır. Cırcavuk :Salatası yapılan, yenebilen lezzetli bir ot. Cice :Abla. Cibilliyet :Soy, nesep. Cidav :Kavga. Civan :Delikanlı, yiğit Combarlak :Takla atmak. Cozuttu :Şaşırttı, dağıttı Cumağı, cumayı :Cuma. Cürbüzük :Mızmız, sıska Çabaltı :Gayret göstermek Çalağan, Çalağan otu :Zehirleyen, taze iken zehirli olan yabani bir bitki adı. Çalgarağı :Ekini çabuk biçmek için kullanılan bir tür büyük orak. Çalmak :1-Çalmak 2-Zehirlemek anlamlarında kullanılır. Çamır :Çamur Çamış :Huysuz at, katır veya eşek. Çapıt :Bez, paçavra Çatalçöp :Kuş lastiği. Çebiç :Keçi ile oğlak arası. Çemkirmek :Bağırarak, haykırarak konuşmak, havlamak. Çıkla :Saf, sadece, tek anlamlarında. Çimmek :Yıkanmak, yüzmek, banyo yapmak. Çleng :Çatının damın saçağı. Çınggıl :Küçük üzüm taneleri. Çıtlık (çırtlık veya cırtlık) :Çitlenbiğin meyvesi. Çilte :Minder. Çizi :Sebze ekilmiş küçük parçalar. Çölte :İki ağızlı küçük kazma. Çömmek :Çömelmek, oturmak. Çötüre :Ağzı açık, su içilecek kap. Çükür :Kazma aleti. D Dağan :Yayığın kurulduğu ağaç. Dağar :Büyük küp. Dahana :İşte, orada. Dakım :1-Ağızlık (sigara içmede kullanılan) 2-Takım Dastar :Başörtüsü. Daş :Taş Dayak :1-Merdiven 2-Tutanak. Dene :Tane. Desti :Testi. Deşdiksire :Deştikçe Dığan :Toprak kap. Dıkı, dıkıcık :Biraz, birazcık Dırendiz :Gergin tutmak Dibek :Buğday dövülen içi oyulu taş. Dirhem :Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimidir. Okkanın (1.283 gram ağılığındaki değere 1 okka denilirdi.) dört yüzde biri olan 3.25 grama 1 dirhem adı verilirdi. Diğdel :Zayıf. Diğverin :Deyiverin Direzi :Zorlanan, zorlanmış Diynek :Değnek. Diyze :Teyze. Dizek :Balıkların dizildiği ağaç dalı. Dokdur :Doktor, hekim. Dolak :Ayaktan dize kadar sarılan yün kumaş parçası. Döşşek :Yer yatağı. Duzlugara :Nohudun su içinde ıslatılıp, şişinceye kadar bekletilmesi ile süzülerek tuzlanması ve kavrulması sonunda elde edilen yiyeceğe verilen isimdir. Dörpü :Törpü, eğe aleti. Düğe :Dişi dana. Düğen :Düven ya da döven. Düggan :Dükkân Düğüşşü :Gelinin yanında dolanan kadınlar. Dünek :Tünek Dürü :Erkek tarafından kız evine gönderilen hediye. E-F Ebe :Büyükanne. Eğerçi (Eñerciğime) :Eğer ki, Eğişmeç :Kirman Ehliz :Uysal, söz dinleyen. Eksıranı :Hamur kesmeye ve sıyırmaya yarayan keski aleti. Ekşigara :Bir üzüm çeşidi. El :1-Organ 2-Havaneli. Elcek :1-Eldiven 2-Değirmenin taşının oynamamasını sağlayan tahta. Ele!-Elh :Şaşırma, hayret anında söylenen söz. Elganem (Elgama) :Çaresiz, bir iş becermekten aciz Ellehem :Herhalde Elevetsiz :Beceriksiz Ember :Ucu çivili sopa. Eşki :1-Ekşi 2-Salça Eteñli :Geniş, enli. Evedi :Acele, hemen. Evtiklemek :Telaşa kapılmak Ezen :Ezan. Falaka :Çift sürerken hayvanların bağlandığı yer. Fakır :Fakir Fer :Işık. Firik :Erkek piliç Fişne :Vişne Furun :Fırın. G Gaba :Kaba. Gabaağaç :Meşe ağacına verilen isim. Gabık :Kabuk Gabırga :Kaburga Gabış :Boynuzu olmayan keçiye verilen isim. Galgımak :Zıplamak, hoplamak. Galle :Haşlanmış pancar Ganglı :Kağnı Gaplangabağı :Kaplumbağa Garağasbennek :Göz göre göre Garamık :Bir çeşit dikenli çalı. Gartınık :Kart, yaşlı Gasaltmak :Oturtmak, yüceltmek Gastan, gastancık :Mahsustan, rol icabı. Gatleyen veya gatiyyen :Kat’ iyyen Gavenez :Domates Gavut :Öğütülmüş nohut, leblebi, dağ armut kurusu, mısır Gayın :Gelinin erkek kardeşi. Gayfe :Kahve. Gayınna :Kaynana. Gaynata :Kayınbaba Gaysi :Kayısı Gazangaşağı :Kurbağa yavrusu. Gazannık :Çamaşır yıkanılan yer. Gedebot :Suyun istenilen yöne akması için çekilen set. Gedil :Kıldan yapılmış büyük çuval Genğez, genez :Meğer ki Gesi, geysü, geysi, gevüsü :Arefeden bir gün önceki gün Gezente :Çok gezen, dolaşan Gılime :Bağ çubuğu Gırpık :Halı ilmeğinin fazlalığı Gıy :Kadınların birbirlerine isimlerini anmadan seslenme şekli. Gice :Gece Gicimik :Dilde ekşi ve tuzlu tat bırakma anlamında. Gilik :Keçi ve koyun dışkısından çıkan tanelere verilen isim. Gilime :Üzüm sürgünü, filizi, asma Gilar :Kiler Gireği :Pazar (gün) Gireğirtesi :Pazartesi Goğlaşmak :Dedikodu yapmak Goğuşmak :Sığırın çiftleşmesi Golang :Kalın kıl ip. Gonculuz :İnsanın uyurken üzerine çöken manevi ağırlık. Gongşu :Komşu Gopuk :Berduş, serseri Gosa :Ekin biçmeye yarayan alet Goyak :Vadi Gozak :Kozalak Göde :Normallerine göre büyük olup, eti yenilebilen, meşe pelidini çok seven bir güvercin çeşidi. (Yabani dağ güvercini) Göğene :Gökyüzü Göğerme :1-Çürüme 2-Olma Gök :Olmamış, ham Görümlük :Görme payı, müjde Gözer :Kalburun büyüğü Gumpir :Patates Gurna :Musluk, çeşme Gusurannıg :Banyo. Guşluk :Sabah ile öğle arasındaki vakte verilen isim. Gutnu :Entari Guzang :Kuzey Güccük :Küçük Güdek :1-Kuyruksuz 2-Ufak boylu,tıknaz. Gülcan :İp sarma aleti. Gümlü :Toprak çömlek. Güyeği, göğeyi :Damat. H Hadiğisa :Azarlamak. Hapanlamak :Avuçlamak, kapmak Hakgat :Hakikat, hakikaten. Hamıl :Tane, dane. Hamsin :İlkbahara yakın kış zamanı. Hanay :Yüksekçe yapılmış arı barınağı. Hannes :Yaramaz, haşarı Hanggı :Hangi Hangıraya, hangoraya :Nereye Hapan :Avuç (ölçü birimi olarak kullanılmaktadır) Harar :Büyük çuval Harım :Köy ve kasabalarda evlerin önünde altı kuru taş, üstü diken ve Çalılarla çevrili fide, meyve dikilen küçük alan. Hatıl :Taş evlerin duvarına konulan ağaç Havas :Heves Havayı :Hububat ürünlerinin teneke ile ölçülmesi. Havıt (Havut) :Havuz, ( Bahçe sulamada kullanılan taş ve toprakla çevrili su birikintisi) Hayla beri :Epeyden beri, uzun zamandır. Hayşa :Ayşe Hazağr :Herhalde, tahminlere göre Hazitmek :Hazzetmek, hoşlanmak. Hebiç :Annenin çocuğunu sırtına alarak götürmesi Heğbe :Heybe, içine öteberi konmak için yapılan iki gözlü torba. Helke :Madeni bakraç Hevrü :Çabuk (ne soru sıfatı ile kullanılır) Hımbıl :Anlayışsız, bön Hindi :Bir çeşit başörtüsü. Honça :Yeni doğan çocuk için verilen davet hediyesi Honus :Tepe Hoyraz :Poyraz. Hödük :Kaba Hökele :Ukala Hömermek :Karşı çıkmak Höykürmek :Haykırmak, bağırmak Hursant, Hursanmak :Sefa, sefa sürmek Hutdu :1 kilogramlık toprak maşa. I-İ Iğrıp :Germe ağ. Ildırım :Yıldırım Ildız :Yıldız Ilkı :Davar sağma yeri Imzık, ımzıt :Mantığa uygun hareket etmeyen Irbık :İbrik Iranas :Kağnı yapımında kullanılan ağaç. Irıhtı :Sesi soluğu kesildi, soluksuz kaldı. Irgat :İşçi Irmanı :Ermeni Ismıcak :İçten pazarlıklı, saman altından su yürüten, sır vermeyen. Istar :Halı tezgahı. İddahı :İddia İddahılaşmak :İddialaşmak, rekabet etmek İğdiş :Testisleri alınmış hayvan İkindin :İkindi vakti İkircik :İki şey arasındaki tutarsızlık durumunda söylenir. İkiyarcılık :Taraf tutma, hizipçilik İl :El, yabancı İlan :Yılan İlazım :Lazım, gerekli İledin :Ladin İleğen :Leğen İletir :İnce uzun, yumru köklü toprak içinde yetişen yer altı bitkisi. Toprak üstünde çıkanı da vardır. Pişirilmeden yenir. İli :Ilık İmiştirmek :Kaynar suyu ılıklaştırmak İnecek :Merdiven İni :Kocanın erkek kardeşi İradiyo :Radyo İrbehim, İbraam :İbrahim İsbirte :İspirto. K-L Kak :Elma, armut gibi meyvelerin kurusuna verilen isim. Karamık :Yaprakları ekşi bir çalı türü. Karık :Sebze tarlasının bölümleri. Kayınmak :Kaymak. Keçimen :Kurutulmuş üzüm çeşidi. Kelengi :Köstebek. Keniş :Sebze ekilmiş yerleri ayıran tümsek Kepenek :Çoban giysisi. Kepennik :Evin altına açılan delik Kereksindi (kereksinmek) :Üşendi, (üşenmek, bir işi zorlanarak, nazlanarak yapmak) Keşik :Bir işi sırayla yapmak Keşir :Havuç Kırkpare :Renkli bez parçalarının birbirine eklenmesiyle elde edilen örtü. Kırzet :Önlük Kıtal :Katil Kiyniç :Yalçın kayalıkların göğsünde yetişen lezzetli ot. Kinalı :İnat Kinit :Anahtar anlamında kullanılır Kirkit :Halı ilmeklerini sıkıştırmaya yarayan taraklı alet. Kiyad :Kâğıt. Koksu :Arefe günlerinde ve üç aylarda yağda pişirilen yağlı ekmek. Koz :Ceviz, bazen gölge anlamında da kullanılır Kömbe :Pişirilmiş hamur kabartması. Köş :Balkon Kutnu :Kadife kumaştan yapılmış elbise Külüçe :Toprak kap içinde pişirilen hamura verilen isim. Küre :Kısır merkep Kürtün :Bir çeşit eğer. Lasdik :Lastik. Laylon :Naylon. Lığla :Yumuşamış, pelte gibi olmuş. Löküş :Lüks lambası. M-N Mağallak :Ortada kalma, akibeti belirsiz olma. Mağarlak :Başlı Malır :Marul Mapıs :Hapishane Mavin :Muavin Maydem :Madem Maydünüs :Maydonoz Mayıs :Sığır Pisliği Menger, meğerem :Meğer, ancak illâ anlamlarında söylenir. Mehle :Mahalle Mehli :Kuma Mehlem :Merhem Mekeci :Paracı, parayı ve menfeatini seven anlamındadır. Meres :Kötü yaratık manasında. Mesel, metel :Masal Mesnet :Üzerinde yufka açılan alet Meyre :Büyüklük, ululuk. Meyinsimemek,meyinsimedi:Beğenmemek, beğenmedi. Mıh :Çivi Mıkla :Bol soğan ve kıyma ile yapılan bir yemek türü. Mıñar :Pınar. Mısmıl :Doğru dürüst, sanki Mismil :Kendini beğenmiş Misir :Mısır Mışırıklı :Takıntılı Mıttırık :Küçücük, ufak tefek Muhana :Bahane Muharı :Baca Muşdu :Müjde Müzümsüz :Lüzumsuz işler yapan. Naçar :Çaresiz Nahıl :Nasıl Napañ? :Ne yapıyorsun? Nepleyim? :Ne bileyim? Nekes :Cimri. Nikbet :Felâket, düşkün manalarında. Nisteñg? :Ne istersin? Nörüyoñg? :Ne yapıyorsun, Nasılsın anlamlarında. Nurayı :Yapmacık davranan. O-Ö-P Okka :Eskiden 1.283 gram nispetindeki ağırlık ölçüsü birimidir. Oklavu :Oklava Okuncu :Düğüne davet maksadıyla gönderilen hediye Onnar :Onlar Oñgmamış :Adam olmamış Omar :Ömer Öğendire :Bir ucunda keski, diğer ucunda çivi olan uzun sopa Öğüç :Önce Öğümek :Kusmak için ses çıkarmak Öğüncek :Kendini öven Ö:lö ! :Hayret ifadesi Önğme :Gözetlemek Öngüç :Önce Övcelemek :El içinde sıkarak ufalamak, gezdirmek. Öyne :Öyle Palaz :Kuş yavrusu, genç keklik Pambık :Pamuk Pardı :Toprağın dökülmemesi için dama döşenen ağaç ve tahta parçaları. Dam saçağı Peşgir :Havlu Pırlak :Topaç Pür :Ardıç ağacının yaprağı Püsgüvüt :Bisküvi S-Ş Sabın :Sabun Sahtiyan :İşlenmiş deri Sallancık :Salıncak Salma :Bağ çubuğunun toprağa gömülerek çimlendirilmesi. Samırdanmak :Söylenip durmak. Samıt :Salak,geri zekalı Sarış :Sarnıç Saycak :Sacayak Selcik :Lafını bilmeyen, geveze ve sulu insanlar için yakıştırmadır. Semen :Sersemlemek Senit :Hamur tahtası Sırkat :Dağda yakalanan küçükbaş hayvanlar için alınan vergi. Sıdmak :Patlamak Sıklat :Ruhi sıkıntı Sıracalı :Boğazda urlar çıkmasına ve bedenin bazı taraflarında yaralar açılmasına yol açan hastalığa yakalanmış kişi. Sındı :Makas Silbiç :Beşiklerde bulunan çocukların hacetlerinin toplandığı Topraktan yapılma lazımlık denebilecek araç. Sigge :Hayvan bağlamak için yere çakılan demir Solgu :Dibekte buğday dövmeye yarayan alet Sındı :Makas Songura :Sonra Sorguç :Ağaçtan yapılan tokmağa benzer aletin adı. Sömeşik :Uyuşuk Susek veya susak :Su kaynaklarında veya pınarlarda gelip geçenin su içmesi için hayır amacıyla tahtadan yapılmış su tası. Sübek veya sibek :Beşiğin altına konan çömlek, höllük. Süksün :Ense Sümesiye,sümeye,sürsümeye:Boş yere, boşu boşuna Şalga :Tatlı turp. Şam :Çam Şavk :Işık Şemşe :Şemsiye Şıranha,şırana :Pekmez yapmak için üzümün suyunun çıkarıldığı yer. Şişek :Bir yıllık kuzu Şivşiklemek, şivşitleme :Kışkırtmak. T-U-Ü Tat :Dilsiz Tavsur :Resim Teber :Çapa cinsinden enli ağızlı bir ziraat aleti. Tellik :Takke Tesbık :Tespih Tevek :Üzüm yaprağı Teygin :Filiz Tipildemek :Korkmak Tokurcak :Çamaşır yıkamada çamaşıra vurularak durulamaya yarayan odundan yapılmış yassı alet. Tomafil :Otomobil Tomana :Ayı yavrusu Topukdüğesi :Üç yaşında dana Tök :Dik, anlaşılmaz, kendi halinde insan anlamındadır. Tufran :Topraktan yapılmış yayık aleti. Tutak,tutağı :Tutar yer, daimi iş Tükya :Güzel kokulu bir kır çiçeği Ucutmak :Soğutmak, korkutmak Uğra :Unun kepeği Utaşmak :Birine yetişmek. Uylamak :Çatmak Ülübe,ülübü :Fasülye Ütmek :1-Oyunda kazanmak 2-Yakarak temizlemek Üzlük :Toprak kap V-Y-Z Velesbit :Bisiklet Verese :Mirasçı Virmek :Vermek Vurgun :.......’e âşık Vurulmak :Birine âşık olmak. Yağlık :Mendil Yağırteken :Kertenkelenin bir türü Yağlık :Mendil Yakım :At Yalak :1-Ciddiyetsiz 2-Küçük çukur Yalınğız :Yalnız Yamdınasıca :Yalvarıp yakaran durumuna düşmüş olma. Yanağara :Onulmaz yara, dert, hastalık. (Kanser gibi hastalıklar için) Yarması :Dövülmüş buğday yemeği Yavşan :İlaç yapımında kullanılan yabani bir otun adı. Yazmak :1-Yazmak 2-Sermek Yılan bıçağı :Genellikle bahar mevsiminde çıkan bir ot çeşidinin adı. Yinğişmek :Güreşmek Yoğusa :Yoksa Yolak :Patika yol Yumak :Yıkamak Yunğ :Yün Yuvak :Toprak sıkıştırmaya yarayan silindir şeklindeki taş Yuvamak :Damı taşla sıkıştırmak Zabdıya :Zaptiye,asker Zavrak :Pencere.Bazı köylerimizde balkon manasında nadiren kullanılır. Zemheri :Kışın en şiddetli zamanı. Zeyin :Zihin Zırdal :Kaba,heybetli Zimbit :Zifiri karanlık. Bozkır'lıların Kullandıkları DeyimlerA-Acı zulum. -Açlıktañ imanım gevredi. -Açlıktañ nefesi gokar. -Ağalık yapmak. (İkram etmek, bol keseden harcamak anlamındadır.) -Ağız birliği etmek. -Ağzı gevşek. -Ağzında gavut basılı. -Ahı duttu. -Akıl gutusu. -Aleme masgara olmak. -Alemiñ ağzına sakız olmak. -Alav (alev) almak. -Ali gırañ baş kesen. -Allah adamı. -Allah bilir. -Allah vergisi. -Ana guzusu. -Aralarıñdan gara kedi geçti. -Arnıyın ortasından. (alnının ortasıntan) -Arşın ağız. -Avucuñu yala. -Ayağıma gara sular indi. -Ayıptır söylemesi. -Ayranı gabardı. -Ayrısı gayrısı olmamak. B -Babaña rahmet. -Bağrı yanık. -Baltayı daşa vurdu. -Baş başa virmek. -Başı bağlanmak. -Başı göğe erdi. - Bayraklı dam. (Düğün yapılan evin damına veya çatısına, nişâne olarak Türk Bayrağı dikilmesine verilen isim olup, Bayrağı gören, o evde düğün olacağını veya olduğunu bilir.) -Bıyığı terledi. -Bir baltaya sap olmak. -Bir batmañ. (İki kilogram ile sekiz kilogram arasında değişen bir ağırlık ölçüsü olup, halkımız arasında abartma veya mübalağa yapma amacıyla kullanılmaktadır.) -Bir nalına, bir mıhına. -Bir urgan boyu. -Boğaz tokluğuna çalışmak. -Boyu boyuna, huyu huyuna. -Buldukça buñar. -Buñadı gayri. -Burnu sürtülmek. -Büyümüş de güçcülmüş. C-Ç-D -Can baş üstüne. -Can damarına basmak. -Can evi. -Can yoldaşı. -Canına minnet. -Cıñgar çıkarmak. -Ciğeri yanmak. -Ciğerimiñ bağı. -Cümbür cemaat. -Çalı çırpı. -Çalı daşlamak. -Çivi gibi olmak. -Çoluk çocuğa kavuşmak. -Çürük elma. -Dağ gibi. -Dağ daş. -Dal budak salmak. -Dedeme çekmişim. -Defterden silmek. -Deñgi deñgiñe. -Deredeñ depedeñ. -Devlet düşkünü. -Devlet gapısı. -Dış gapının, dış mandalı. -Dibek dolanma. (Adetlerimiz gereği, Düğün Alayı ile birlikte gelin, aş’ lı (yemekli) ve bereketli olsun diye, aşağı yukarı bütün köylerimizin meydanlarında bulunan dibeğin etrafında dolandırılmasına verilen isimdir.) -Direm kuşak (Tokalı olup, bele bağlanan, özellikle düğün, oyun ve eğlencelerde kadınlarımızın bağladığı kuşak çeşidine verilen isim.) -Dodak (dudak) tiyakisi. -Dur durak yok. -Düğün dernek. -Dünyayı zındañ itmek.(etmek) E-F -Ecel teri dökmek. -Eğri oturup, doğru gonuşmak. -Ekmeğini daştan çıkarmak. -Ekmek gavgası. -El ele virmek. -Ele avuca sığmaz. -Ele güne garşı. -Emir gulu (kulu) -Eti senin kemiği benim. -Ev bark. -Evlerden ırak. -Eyere de gelir, semere de. -Ezilip, büzülmek. -Fakir, fukara babası -Feleğiñ çemberiñden geçmek. -Feleğiñi şaşırmak. -Fırıldak gibi. -Fitil olmak. -Fiyagası (fiyakası) yerinde. G -Gafil avlanmak. -Galburla su daşımak. -Galem efendisi. -Galıbının adamı olmak. -Gan ter içinde galmak. -Gani gani. -Ganlı bıçaklı olmak. -Gara gün dostu. -Gara haber. -Gara gara düşünmek. -Gatın gatın (Kesin ve kat’i surette anlamındadır.) -Gayret dayıya düştü. -Geceyi gündüze gatmak. -Geçi inadı. -Gır ilan. (Gri yılan, kara yılan anlamında bir kelime olup, kötüleme veya yerme amacıyla kullanılan söz gurubudur.) -Gıtı gıtına. -Goca garı soğuğu (Mart ayının ortalarında kendisini gösteren soğuklara verilen isimdir.) -Göğsünü gere gere. -Göz ucuyla bakmak. -Göz nuru dökmek. -Gözünü dört açmak. -Gulağına küpe olmak. -Göğeyi Kolu, (Güveyi Kolu) (Düğünü olan damadın ceket yakasının içine veya sağ koluna bağlanan al renkli kurdelâ veya kaşkola verilen isim.) -Güz yiğidi. H-I-İ -Haddini bilmek. -Hali vaktı yerinde. -Hanna minna. (Herhangi bir iş için; bu işin iyi yanı da var, kötü yanı da var anlamında “Bu işin hannası da var, minnası da var. ”şeklinde kullanılmaktadır. ) -Hayal meyal. -Hayra alâmet. -Hık demiş, burnundan düşmüş. -Hızır gibi yetişmek. -Hoş beş, altı boş. -Hoşafı duzlu dayı. -Ibrık gapağı, adam ufağı. -İlan ebesi (Kertenkele gibi olma durumu) -İlan oynatan. (Yılanı bile oynatan anlamındadır.) -Ikıl kükül (Kendini ifade edememek, utanıp sıkılmak anlamındadır.) -Imzık sıtma (Zor insan, anlaşması kolay olmayan insan anlamında bir söz gurubudur) -Isıtıp ısıtıp önüne goymak. -Ivır zıvır. -İğnenin deliğinden Hindistan’ı görmek. -İki eli kan da olsa. -İnek almaz, dana emmez. -İpi gopardı. K-L-M-N -Kelle gulak yerinde. -Köprünün altından çok sular akmak. -Küplere binip, yılanı gamçı etmek. (Çok kızmak, ateş püskürmek anlamındadır.) -Lâf ebesi. -Lâfı bohçalamak. (Dedikodu yapmak, lâf taşımak) -Lâfını balla kestim. (Bu deyim.bazı köylerimizde nüktedan insanlarımız tarafından “Lâfını balta ile kestim” diye de söylenmektedir.) -Lâfı belini gırmak. -Langır lungur. -Lâyüsel adam. (Kendi kendine, başkalarından etkilenmeyen, kendi bildiğini yapan insan anlamındadır.) -Malağı eğdi (Morali bozularak, surat asmak) -Malımın huyunu bilirim. -Maskara etmek. -Mel mel bakmak.(garip garip, tuhaf tuhaf bakmak) -Meteliğe gurşun atmak. -Mırığı yıkgın (Canı sıkkın, morali bozuk, boynunu eğmiş anlamlarında söylenmektedir) -Mide fesadına uğramak. -Minare gölgesi. -Minder çürüten. -Mürekkep yalamak. -Mürüvvetini görmek. -Namazında niyazında. -Ne oldum delisi. -Nur parçası. O-Ö-P-R -Ocağı sönmek. -Odsuz ocaksız. -Okkalı gayfe (kahve) -Oyuna gelmek. -Ödü sıdmak.(patlamak) -Ölçme olmasın. -Ölü ölmüş. (Herhangi bir insanın öldüğün belirtmek amacıyla kullanılmaktadır.) -Ömrü billah. -Özürü babañdan dile. -Paldır küldür. -Pılıyı pırtıyı toplamak. -Pireyi deve yapmak. -Pireyi gözünden vurmak. -Püsküllü belâ. -Reyinde hür. -Rest çekmek. -Ruhu bile duymamak. S-Ş-T -Sabır daşı. -Saçını süpürge etmek. -Sakalı değirmende ağartmak. -Selâmı sabahı kesmek. -Sen sağ, ben selamet. -Ser verip, sır vermemek. -Sinek kaydı traş. -Sözünün eri olmak. -Şen misin, kederde misin? -Şeytan gulağına gurşun. -Şeytana babıç (pabuç) giydirmek. -Şirazeden çıkmak. (İşin değişik boyutlar alıp, normal akışından uzaklaşması, anormalleşmesi anlamındadır.) -Tabban tubban. (Yastık, minder gibi yumuşacık anlamındadır. Bazen de malı mülkü çok olan insanların rahatlığı ve gelecekten kaygısının olmadığı anlatılmak için sarf edilir.) -Tamamın Alı (Ali), İmamın Hürü. -Tası tarağı toplamak. -Taşı sıksa suyunu çıkarır. -Tebelleş olmak. -Tekeden süt çıkarmak. (Olmayacak bir şeyi, olur duruma getirmek anlamındadır.) -Tilki uykusuna yatmak. -Tiridi çıkmak. (Çok yaşlanmış, güçsüzleşmiş olmak anlamındadır.) -Toz gondurmamak. U-Ü-V-Y-Z -Ununu elemiş, eleğini asmış. -Uzun lâfın gısası. (kısası) -Üç etek (Bozkır mahalli kadın giysisi.) -Üstüne tuz, biber ekmek. -Ver dumanı -Vıcık vıcık -Vızır vızır. -Yağlı müşteri. -Yalañ dünya. -Yalañcı pehlivan. -Yalıñ ayak, başı gabak. -Yoğurt yiyene garışma. -Yorulup ırılmak. -Zahmat etmek. -Zemheri gibi. -Zehir zıkkım. -Zıbındırık gibi olmak. (Güçlü, canlı, diri ve atik olmak) -Zırnık vermemek. Bozkır DualarıDua; Allah'a yalvarma, ondan dilekte bulunma, niyaz etme ve yakarma anlamlarına gelmektedir. Dualarımız; Allah'tan olmasını istediğimiz, umduğumuz niyazların ve iyi temennilerimizin toplamıdır. Bu haliyle dua, güzel dinimiz İslâmiyet ile de çok yakından ilgilidir.
Ülkemizde olduğu gibi, Bozkırımızdaki insanlarımızın dualarındaki ortak nokta; bütün iyiliklerin, güzelliklerin ve yardımların Allah'tan umut edilmesi ve beklenmesidir. Çünkü bütün bunların istenebileceği ve verilebileceği yegâne makam bizi yaratan Allah'ın makamıdır. Bozkır'da söylenen dualar sadece ibadet anında değil, ibadet dışındaki bütün yaşantılarımızda da kendisini göstermektedir. Dualarımızda ferdiyetçilikten uzak, toplumcu bir düşünce hakimdir. Toplumu oluşturan fertlerin iyiliği ve güzelliği, toplumun iyi ve güzel olmasına temel teşkil edecektir. Bozkır dualarında bunu: ” dallanıp budaklanasın ” ve “ Oğlunla ordu, kızınla komşu olasın ” cümlelerinde görmek mümkündür. Bozkır Duaları aşağıda alfabetik bir düzende sunulmuştur: ![]() Dua Tasviri (Çizim, Erol KÖSE)
A – a
Acı ağrı görmeyesin inşaallah. Ahiretin zengin olsun. Allah afatlardan korusun. Allah afiyet versin. Allah akıl fikir açıklığı versin. (Allah zeyin (zihin) açıklığı versin) Allah analı babalı büyütsün. Allah beterinden saklasın. Allah çocuklarına bağışlasın. Allah devlete millete zeval vermesin. Allah esirgesin yarlığasın. (korusun) Allah Eyüp Peygamber sabrı versin. Allah görünür görünmez gazalardan korusun. Allah hac yollarına ekmek dökmeyi nasip etsin. Allah Halil İbrahim bereketi versin. Allah hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara borcunu eda etmeyi nasip etsin. Allah hayırlı evlatlar versin. Allah hayırlarla kurtarsın. Allah hepimize iman ile çene kapamak nasip etsin. Allah’a istikametin bol olsun. Allah işini gücünü rast getirsin. Allah iyiliğini versin. Allah kabir azabından korusun. Allah kesenize bereket, vücudunuza sıhhat ve afiyet versin. Allah kimseyi borçlu etmesin. Allah korusun. Allah kusurunu affetsin. Allah mekanını cennet eylesin. Allah muradını versin. Allah ordumuzu, yurdumuzu, daima muzaffer eylesin. Allah ömürler versin. Allah razı olsun. Allah rahmet eylesin. Allah şeytanın şerrinden korusun. Allah taş diye tuttuğunu altın etsin. Allah yolunu yolağını açık tutsun. Anan atan nur içinde yatsın. B – b Başın dişin sancımasın. Başın pınar, ayağın göl olsun. Bin yaşa. Bir’in bin olsun. Bir yastıkta kocayın. Biz eksilttik, (azalttık), Allah yetirsin. (artırsın) Buğday diye avuçladığın sarı lira olsun. C – c Cehennem azabı görmeyesin. Cennetlik olasın. Ç – ç Çeşmen kurumasın. Çocuklarının mürüvvetini göresin. Çok verip azdırmasın, az verip şaşırtmasın. D – d Dallanıp budaklanasın. Dirliğin düzenliğin uzun olsun. Dünyadan gelsin, gitsin yokluk görmesin. Düştüğünde bir avuç altınla kalkasın. E – e Ebenin, dedenin ruhuna değsin. Ekmeğin bütün olsun. Evin ocağın tütsün. Evine sarı buğdaylar yağsın. G – g Geçmişlerinin canına değsin. Geçtiğin yerler şen olsun. H – h Hacı olasın. Hacı çayı olsun. Hacı karısı olasın. Hacı sofrası olsun. Hastalık çekmeyesin inşallah. I – ı Işığın bol olsun. K – k Kabri nurla dolsun. Kazancın bol olsun. M – m Mesut ve bahtiyar olasın. Muradına iresin. (eresin) N – n Naçar olmayasın. O – o Ocağına nur yağsın. Oğlun uşağın çok olsun. Oğlunla ordu, kızınla komşu olasın. (Mahallen söyleniş şekli: Oğluñulañ ordu, gızıñılañ gomşu olasıñ.) Ö – ö Ömrün uzun olsun. Ölmüşlerinin mekanı cennet olsun. P – p Paran pulun çok, itibarın uzun olsun. R – r Rahmeti bol olasıca. Rahmetin, bereketin gani gani olsun. S – s Saçı sakalı ağarasıca. Sağlıkla eskit, eskisi çöplüğe. Selamet ile gidiniz. Su gibi aziz ol. Ş – ş Şen olasın. Şükürler olsun. T – t Taş diye kavradığın altın olsun. Tekerine çakıl dokunmasın. Tuttuğun altın olsun. U – u Ulu olasın. V – v Varlıklı olasın. Veliler korusun. Y – y Yedi ceddine rahmet olsun. (Mahallen söyleniş şekli: Yedi ceddiñe ırahmat ossuñ) Yokluk görmeyesin. Yolun, yolağın açık olsun. Yüzünün, gözünün sadakası olsun. Z – z Zengin olasın. BeddualarBeddua; hayır dua’nın zıddı olup inkisar, ilenç ve kargıma kelimeleri ile eş anlamlı bir kelimedir.
İnsanoğlu karşılaştığı nesnelerin ve canlıların sebep olduğu, olumlu ve olumsuz olaylar karşısında heyecanlanıp, sevinebilen veya üzülebilen bir yapıya sahiptir. Başına gelen kendisi, ailesi, çevresi ve memleketi ile ilgili olumsuz olaylar karşısında sinirlenip, kızdığında ağzından hemen dökülüveren kötü temenniler duyulur. İşte bunlar, “beddua” dediğimiz ilenmeler, ilençler ve inkisarlardır. Bunlarla günlük hayatımızda hepimiz karşılaşır ve bu kötü temennileri duyarız, işitiriz. Bozkır’da insanlarımızın bazı kötü olaylar karşısında, olaylara sebep olan nesne ve canlılar hakkında söylemiş olduğu beddualar; genelde toplumcu bir düşünüşün verdiği dışa vurma veya psikolojik yönden rahatlama ile ilgisi bulunmaktadır. Bu söylenenin dışında aşağıda tespiti yapılabilen beddualar okunduğunda; toplum düzenimiz, vatan, millet, bayrak ve devletimizin bu bedduaların dışında tutulduğu görülecektir. Bozkır Mahalli ağzına göre, tespit edilebilen beddualarımız, alfabetik olarak aşağıda sunulmuştur: A – a Adıñ illere (ellere) galsıñ! Adıñ sanıñ galmasıñ! Afatlara oğrayasıca (uğrayasıca) (uğramayasıca)! (Uğramayasıca: Genellikle annelerin çocuklarına karşı sarf ettikleri beddua gibi görünen bu temenniler, aslında Bozkır Anneleri’nin çocuklarına karşı söyledikleri özlü ve gizli bir duadır, dualardır. Afatlara uğramayasıca örneğinde olduğu gibi anne bu sözü sarf ederken çocuğunun; afetlere, görünür görünmez kazalara, belâlara ve kötülüklere uğramasını istememektedir.) Afadı semeñ yakın gele! (semen; Sersemlemek, akılsız duruma düşmek.) Ahrete imansız gidesice! Allah bir dert virsin de, hekimler derman bulmasıñ! Allah bir’ iñi iki itmesin (etmesin)! Allah bu dünyada yüzüñü gösterdi, bari öte dünyada göstermesin! Allah oñdurmasıñ! Allah yidirmesiñ! Allah’ıñ gazabına uğra! Allah’ındañ bul emi! Al’ıñ üstüñe atıla! Ardı yurdu soysuzlara kalsıñ! Ardı yurdu ıssız kalsıñ! Ay aydaş! Ay eceller çarpasıca (çarpmayasıca)! Ay meres!(meres; kötü yaratık anlamında söylenmiştir.) B – b Başıña benden böyük daş düşsün! Başıña kum dipisi (tipisi) yağsıñ! Başıña yıldırımlar düşe! Beñden beter ol! Bir memeden emdiğin iriñ, bir memeden emdiğin kan olsuñ! Boyu devrilesice (devrilmeyesice)! Boynu boğazı altında galasıca (kalmayasıca)! C – c Canavarlar yiyesice! Canı çıkasıca (çıkmayasıca)! Canın ceheñdeme (cehenneme ) getsiñ! Ceheñdem kütüğü olasıca. (Cehendem direği olasıca.) Cemiyette hatırıñ olmasıñ! Cibiliyetsiz olasıñ! (cibilliyetsiz; soysuz, nesepsiz manasında söylenmiştir.) Ç – ç Çatlayıp da, çat oklarına uğrayasıca! Çektiğiñ damarlar gurusun! Çeneñ çekilsiñ! Çırası sönesice! Çoluk çocuğun maskarası ol! Çoluk çocuğuñda bulursun inşaallah! D – d Damıña baykuşlar tünesin! Delik deşik olasıca! Dermansız dertlere düşesiñ! Devre dönek gelesiñ! Dili tutulasıca! Diziñ diziñ sürünesice! Dumanıñ tütmesiñ! E – e Eceller deviresice, çarpasıca. (devirmeyesice, çarpmayasıca)! Ecel oklarına oğra! Ekmeğiñ davşañ, gendin tazı ol, goştur da yakalama inşaallah! Ekmeğiñi itler, yakasını bitler yiyesice! El ayak zulmüne oğrayasıca! Elleriñ kırılsıñ! Eliñ koluñ tutmaz inşaallah! Emdiğiñ süt burnuñdan gelsiñ! Eşiñ dostun galmasıñ! Evi yurdu yanasıca! Eviñ yurduñ silicilere galsın! Eviñde baykuşlar ötesice! Evladıñdan bul emi! Evlat yüzü görmeyesice! F – f Fırıldak gibi dön dur inşaallah! Fitil fitil burnuñdan gelesice! G – g Gabri gazılası! Gahrolası! Ganlar gusasın! Gazancın zehir olsun! Geberesice (gebermeyesice)! Genç iken bükülesiñ! Gıran giresice (girmeyesice)! Gırk mezar dürt! Gidişiñ ola, dönüşüñ olmaya! Gittiği yirdeñ gelmeyesice! Gözlerin kör olsuñ! Gözü çıkasıca! Gözüñ yollarda kala! Gözüñe diziñe dursun! Gülmeyesiñ de nahıl guruya galasın! (nahıl; nasıl ) H – h Halla halmayasıca! Hayrını görmeyesice! Hort hort hortlayasıca! I – ı Işıksız galasıñ! İ– i İki gözüñ kör olsun da sürüm sürüm sürünesin! İki yakası bir araya gelmeyesice! İnileyip geberesice! K – k Körolasıca! M – m Mevlam sevdikleriñden ayırsıñ! Mındar (mundar) gidesice! Muradıña irme (erme)! N – n Nikbetlere oğrayasıca!(nikbet; kötülükler, hastalıklar, mikroplar anlamında söylenmiştir.) O – o Ocağıñ sönsüñ! Ocağıñda ot bitsiñ! Od ocağı kör galasıca! Olmaya gomaya irme (erme)! S – s Sabaha çıkmayasıca! Sevdikleri ölesice! Sırtıñ teneşire gelsiñ! Ş – ş Şeytan çarpsıñ! Şeytanıñdan bulsuñ! T – t Tac’ ın telliğin galmasıñ! (tellik; Erkeklerin başlarına giydiği takke) Temeli ters dönesice! U – u Uzuñ hastalıklara oğrayasıca! V – v Vadeñ yakın ola! Veremlere yakalanırsıñ inşaallah! Y – y Yamdınasıca !(Yalvarıp yakaran durumuna düşmek) Yanağaranın yakmaca derdine oğra !(yanağara; onulmaz yara, çaresiz, devasız, şifasız hastalıklar ve dertler anlamındadır,) Yirlerde sürünesice! Yiğit arkası yirlere gelesice! Yüzüñü şeytan görsüñ! Z – z Zıggımıñ (zıkkımın) kökünü, daşıñ pekini yiyesice! Zift gazanlarıña düşesice! Bozkır'da Kullanılan Akraba HitaplarıBozkır’da insanlarımız günlük hayatlarında, pratik olarak çoğu zaman ister istemez birbirlerine hitap ederken, isimlerle değil alışkanlık gereği genellemede bulunarak hitapta bulunurlar. Bu onların aralarında bulunan samimiyetten dolayı, birbirlerine karşı yapmış oldukları konuşma dillerindeki seslenmelerdir.
Bozkır merkez, kasaba ve köylerde genel olarak aşağıdaki şekillerde hitapta bulunurlar: Abam, abası, abasi :Kadının kendinden küçüklere seslenmesidir.
Adam, eyy.. :Kadının erkeğine seslenmesidir. Ağam, Ağasi :Erkeklerin birbirleri arasında kullandıkları seslenmelerdir. Avrat, hişşş ( Ulan avrat) :Erkeğin hanımına seslenmesidir. Deliganlı :İsmi bilinmeyen yaşça küçük erkeğe seslenme şeklidir. Dayım, Dayısı :Erkeğin kendinden küçüklere seslenmesidir. Deyzem, Deyzesi :Kadının kendinden küçüklere seslenmesidir. Emmim, Emmisi :Erkeğin kendinden küçüklere seslenmesidir. Eyyy... :Çağırmayla hitabın birlikte kullanıldığı durumlarda söylenir. Gız, Gızım :İsmi bilinmeyen yaşça küçük kız veya kadına seslenme şeklidir. Gıy :Kadınlar arasında kullanılan seslenmedir. Hanım, Hatun :Erkeğin hanımına seslenmeleridir. Herif :Kadının erkeğine (bazen) hitap şeklidir. Hişşt :Çağırmayla hitabın birlikte kullanıldığı durumlarda söylenir. La, Lañ :Erkekler arasında söylenen seslenme şeklidir. Leñ :Erkeklere (bazen) hitap edilen bir seslenmedir. Ula, Ulañ :Erkeklere (bazen) bu kelime ile seslenilir. Bozkır Halkı Arasında Yapılan BenzetmelerBozkır’da insanlarımızın günlük yaşantılarında kullandıkları konuşma dilleri öyle güzel öyle temizdir ki, dinleyenlerin bu konuşmaların bulunduğu yerden ayrılası gelmez. Özellikle; Cuma Pazar’ındaki alış-verişlerde, Kordon Boyu’ndaki çay kenarı sohbetlerinde, düğünlerde, derneklerde, köy odalarında ve ev sohbetlerinde bunlara kulak misafiri olunursa Türkçe’mizin, Bozkır Ağzı’na göre en güzel şekilde terennüm edildiğini duyarız, hissederiz.Bozkır İnsanı; eşyalar, hayvanlar, bitkiler, nesneler ve hayatlarında karşılaştıkları her türlü unsurlara ait kendi özel gözlemleri ile hayat tecrübelerini birleştirince, bulundukları mevcut durumlarla ilgili olarak konuşma dillerini benzetmeler, benzerlik edatları ile süslemesini çok iyi bilirler. Bu durum adeta konuşmayı pekiştirmenin, sağlamlaştırmanın gizli bir yoludur. İşte benzetmeler, ülkemizde olduğu gibi Bozkır İnsanı’nın da konuşma dilinde sıkça kullandığı bir usuldür.
“Bozkır Halkı Arasında Yapılan Benzetmeler” olarak tespitini yapabildiğimiz söz gurupları mahalli ağzımıza göre aşağıda alfabetik bir düzende sunulmuştur: A-a
-Alıcı guş gibi. -Avdañ gelmiş tazı gibi solumak. -Avare gibi dolaşmak. -Ayaklı gaste (gazete) gibi. B-b
-Balığıñ gavağa çıkması gibi. -Bir çuval et gibi yığılmak. -Bişmiş kelle gibi sırıtmak. -Bülüç anası gibi bülüçleri toplamak. -Bülüçlü tavuk gibi gurkuldamak. C-c
-Canavar gibi olmak. -Can alıcı gibi bakmak. -Cehendem direği gibi diñelmek. Ç-ç
-Çam yarması gibi herif olmak. -Çöğür çalısı gibi takılmak. -Çürük ceviz gibi tıngırdamak. D-d
-Deliğañlı gibi gençleşmek. -Deli goyuñ gibi siğirtmek. -Dilenci boynu gibi, boynu galınlaşmak. -Dipisi diñmiş göl gibi olmak. E-e
-Eşek gibi añırmak. F-f
-Fare gibi tıkırdamak. -Fırıldak (topaç) gibi dönüp durmak. G-g
-Gabak çiçeği gibi açılmak. -Gafası gazañ gibi olmak. -Gaplumgaba (Gaplumgaba=Kaplumbağa) gibi yürümek. -Gasala gasala yörümek. -Gavak gibi uzamak. -Gebelek (Kelebek) gibi uçmak. -Gelinlik gız gibi süzülmek. -Gözleri fal daşı gibi açılmak. -Gurbanlık goyun gibi gitmek. -Gurk tavuk gibi gubarmak. -Gurşun yemiş it gibi gebermek. -Guyruğu yanık tazı gibi dolaşmak. H-h
-Herif gibi olmak. -Hırsız kedi gibi boynu galınlaşmak. İ-i
-İlaç gibi gelmek. J-j
-Jet gibi gitmek. K-k
-Köpek gibi ulumak. -Körük gibi solumak. L-l
-Lâfları iğne gibi batmak. M-m
-Mahkeme duvarı gibi surat etmek.(asmak) N-n
-Nar gibi gızarmak. Ö-ö
-Öküzün trene baktığı gibi bakmak. -Öküz yalamış gibi olmak. S-s
-Saman çöpü gibi savrulmak. -Sırık gibi uzamış olmak. -Sudan çıkmış balık gibi olmak. -Suratı sirke satar gibi olmak. -Süseğen öküz gibi bakmak. -Süt dökmüş kedi gibi düşünmek. Z-z -Zebani gibi herif olmak. -Zebella gibi adam olmak. -Zengin galkışı gibi galkmak. -Zürafa gibi uzamak. Fiil ÇekimleriBozkır konuşma dilinde vatandaşlarımız tarafından kullanılan “fiil çekimleri” ile ilgili aşağıda yazılı olan örnek fiil çekimleri, Bozkır Üçpınar Kasabası’ndan olan Dil ve Kültür Araştırmacısı Ahmet Suat ARI’nın çalışması olup, aşağıda sunulmuştur:Şimdiki Zaman
gel-iyoru-y-uñ gel-iyoru-ñg gel-iyoru gel-iyoru-y-uz gel-iyoru-suñguz gel-iyoru-lar Gelecek Zaman
Gel-ceğ-im gel-ce-ñg gel-cek gel-cek-iz gel-cek-siñgiz gel-cek-ler Geniş Zaman
gel-ir-im gel-iñg gel-ir gel-ir-iz gel-ir-siñgiz gel-ir-ler Belirli Geçmiş Zaman
gel-di-m gel-di-ñg gel-di gel-di-k gel-di-ñgiz gel-di-ler Belirsiz Geçmiş Zaman
gel-miş-şiyim gel-miş-siñg gel-miş gel-miş-şiyiz gel-miş-siñgiz gel-miş-ler Yukarıdaki bilgiler; Araştırmacı Yazar Ali Ulvi ÜLKER'in "KÜLTÜR DİLİYLE BOZKIR" adlı kitabından alınmış olup, bozkir.net için güncelleştirilmiştir.
Bozkır'ın Ulaşım BilgileriBozkır'da ulaşıma Bozkır'ın bilinen tarihinden itibaren özel bir önem verilmiştir. Bu önemi aşağıda yazılı olan maddelerle açıklamak mümkündür;
Bozkırlılar, teknolojik gelişmelere anında ayak uydurmasını bilen aydın insanlardır. Yeni Cumhuriyetimizin ilk yıllarında pek yaygın olmamakla birlikte; Konya, İstanbul, İzmir, Aydın ve Ankara gibi büyük illerde görülen motorlu ulaşım araçlarını imkan bulur bulmaz Bozkır'a getiren Bozkırlı müteşebbisler, vatandaşlarını motorlu ulaşım araçlarının nimetlerinden faydalandırmışlardır. İlçemizin Cumhuriyetten sonraki ulaşım tarihine ışık tutması açısından Harmanpınarlı Hüseyin ÇETİN adlı hemşehrimizin aşağıdaki hatıra yazısı oldukça önem taşımaktadır. “Babalarımızın, dedelerimizin ağzından Konya'ya Sopran, Akören, Hatunsaray cihetiyle yaya olarak 18 saatte gidilip gelindiğini duymuştum. Ama bizim çocukluğumuzda Konya'ya az da olsa otobüslerle ve kamyonlarla artık gidilip geliniyordu. Köyümüzden iki arkadaşla birlikte İvriz Köy Enstitüsü'nde tahsilde idik. Öğretmen olacaktık. Orada ilk yılımızdı. 1952 yıl başında, o kışta kıyamette yılbaşı tatilini köyümüzde daha doğrusu ailemizin sıcaklığında geçirmek için gelmiştik. Bir haftalık tatil hemencecik bitti. Artık dönüş günü gelmişti. Kışın delikanlı zamanı olan zemherideydik. Dağlar, taşlar, yazılar (ovalar) karlıydı ve o günde kar hafiften atıştırıyordu. Babalarımızla erken saatlerde Bozkır'a geldik. Kamyon, otobüs ne bulursak binip Konya'ya gidecektik. Aşıcı'nın Ali'nin (Aslen Bozkır ilçe merkezinden olan merhum Ali Şirin kastedilmektedir. Ali Şirin, nakliyecilik işi ile yıllarca uğraşmış, birçok şoför yetiştirmiş iyi bir usta idi.) kamyonu gidecekti. Kamyonun üzeri çadırlarla kapanmış, kasasına oturaklar konmuştu. Yolcu olarak on beş- yirmi kişi kadar olmuştuk. Sabah saat 09.00 sularında Çarşamba Çayı vadisine doğru kamyonumuz süzüldü. Pınarcık, Avdan ve Belkuyu köyleri hudutları içinden Konya Ovası köylerinin başlangıcı olan Apa' ya kadar yılan gibi kıvrılan derin V şeklindeki vadide ilerliyorduk. Bu vadi de bir de Jandarma Karakolu vardı. Mavi Boğazı'nda yavaş yavaş Konya'ya doğru yol almaya başladık. Meşelerin çok olduğu ormanlık bir yerde Aşıcı'nın Ali Dayı kamyonu durdurdu. Eşeklerine meşe odunu yüklemiş köylüler orada idi. Ali Dayı onları görmüş olmalı ki durmuştu. Pazarlık yapıp birkaç eşek yükü odun alıp kamyonun arka tarafına istif etti. “Konya'da evi var oraya götürüyor galiba” diye konuşuldu. Daha öğle saatleriydi. Akşama doğru Apa Köyü'ne ulaştık. Buradan sonrası artık tamamen Konya Ovası'nda gidecektik. Yaklaşık 60 km. yolumuz vardı. Ova dümdüz, ama yol patika idi. Yazın toz kışın çamur içinde idi. Ali Dayı Apa çıkışında durdu. Kendinden emin deneyimli bir insan e dasıyla "Yol donuncaya kadar burada bekleyeceğiz” dedi ve kamyondan odunları indirmeye başladı. Hemen bir ateş yakıldı. Azıklar çıkarıldı ve ateş başında yendi. Çaresiz bekleyecektik. Sanki denize açılmak için fırtınanın dinmesini bekleyen bir geminin tayfaları gibiydik. Mavi Boğazı'ndan alınan odunların hikayesi de böylece anlaşılmıştı. Derken yatsı ezanı okundu. Yolculardan bazılarının sıkılmaları sebebiyle çıkalım artık dedikleri duyuldu. Ali Dayı ise kabul etmedi.Gece yarısına doğru yola çıktık. Ağır ağır yol alıyorduk. Yol donmuştu. Artık bu şekilde Konya'ya ulaşacağız derken kamyonumuz birden bire patinaj yapmaya başladı, gidemiyordu. İndik oldukça derin bir çukura battığımızı anladık. Ali Dayı'ya göre bu sürprizdi. Zira buradan az önce batan bir traktör çıkarılmıştı. Orası donmadan biz batmıştık. Bu defa odunlar tekrar indi. Tekerleklerin altına bataklık yere döşendi. Hep beraber kamyonu ittik. Zar zor buradan da çıktık. Burası asfalt olmasa da oldukça bakımlı bir devlet yoluydu. Artık bir mani kalmadı derken kamyonumuz yine durdu. Bu defa da benzin bitmişti. Karaman yönünden gelen bir araç durduruldu. Ali Dayı muavini benzin için Konya'ya gönderdi. Biz orda kalan odunları yaktık. Bir kısmımız kamyon içinde titredik. Derken sabaha karşı Konya'dan benzin geldi, yola tekrar koyulduk. Konya'da Toros O teli'ne geldiğimizde (Konya'da Eski Garaj muhitinde Yıkama Yağlama adı verilen bir yer de olan Toros Oteli'nde genellikle Bozkırlılar kalırlardı. Otelin arkasında ise Kara Mustafa'nın Hanı denilen Han içinde de çay içilen kahvehaneler ve yemek yenilen lokantalar bulunmaktaydı.) sabah ezanı okunuyordu. Yaklaşık 100 km.lik Bozkır-Konya arası 20 saat sürmüştü.” ![]() Bozkır'dan Yıllarca Yolcu Getirip Götüren Sabahattin Erişen. 1929-1930 yıllarında Şoför Bakı Dayı (Baki SELEK), (merhum Baki SELEK; Türkiye'de bir yıla yakın eğitim veren ilk şoför okulundan başarı ile mezun olup, 2 no'lu ehliyeti almaya hak kazanan ve Bozkır'ın ilk şoförlerini yetiştiren bir ustadır.) ATATÜRK'ün bindiği motorlu, tekerlekli, 1 kol ve 2 vitesli taksi şeklindeki aracı Konya ve Bozkır'a ilk getiren kişi olmuştur. Bu araç Bozkır, Konya ve Konya'ya bağlı ilçelerin en önemli işlerinde kullanılırdı. Şimdi Apa Barajı suları altında kalan “ boğaz yolu” ndan, dünyanın en güzel kalyonlarını takip eden Çarşamba Çayı bir doğa harikası idi. 1950'li yıllara kadar ham bir yoldan Konya'ya ulaşım sağlandı. Yol; toz, toprak ve çamur içinde idi. Bu sebeple her yolcu bir yol giysisi temin etmişti. Bu giysiler; eski iş elbisesi, lastik ayakkabı, kış ise kalın abalardan oluşmaktaydı. Bunların yanında arabanın arıza yapabileceği, yollarda uzun süre kalınabileceği düşünülerek bolca azık da tedarik edilir, ondan sonra yola çıkılırdı. Bozkır'ın ilk nakliyecilerini şu şekilde sıralamak mümkündür; Bakı Dayı (Baki SELEK), Kemali Usta (Kemal ALPTEKİN), Dede Dayı Lakâplı Sadrettin Hoca (Sadrettin DOĞAN), Aşıcı'nın Ali (Ali ŞİRİN), Çil Bayram, Kara Mehmet (Mehmet ERİŞEN), Hacı Hasan ERİŞEN. Burada Bozkır'da nakliyeciliğin ve şoförlük mesleğinin gelişmesinde çok büyük emekleri olanları da minnetle yad etmek gerekli olmuştur. İşte minnet ve şükranla andığımız insanlardan isimleri tespit edilebilenler; Ürküplü Mehmet YILDIRIM, Ali Galip ÖZDİNÇ (Meteleğin Galip), Ali ŞİRİN, Habib UYAR, Nihat UYAR, Azmi UYAR, Ali ŞİŞİK, Cevdet ŞİRİN, Ali TUTAR, Taka'nın Vedat, Sebahattin ERİŞEN, Musa Ağa GÜLEÇ, Ali Baki DOĞAN, Mehmet Ali OKTAY, Ahmet OKTAY (Canavar Ahmet), Memiş Kemal EROL, Ali DURAN, Fahri AKIN, Hüseyin AKIN, Kâşif OĞUL, Ali ŞEN, Talip KAYA, Hacı Mevlüt İŞLER, Ali AKKILINÇ, Abdullah KAYA, Mehmet AKGÜL, Bakı Çavuşlar, Mustafa ÖZTÜRK, Kemali ALPTEKİN, Cemal ŞİRİN, Hüseyin UYAN, İsa KANDAK, Ali KOYUNCU, Yılmaz KOYUNCU, Zühtü KOYUNCU ve Hacı Mehmet OKTAY ile isimleri yazılamayanlar... Bunları Bozkırlılar her zaman minnet ve şükranlarla anacaktır. Artık, günümüzde insanoğlu zamana karşı yarışmakta, gün geçtikçe yeni yeni icatlarla bir yerden bir yere ulaşmada sıkıntı çekmemektedir. Bozkır'dan ülkemizin her tarafına rahatlıkla ve süratle ulaşmak mümkündür. Ülkemizin il ve ilçelerini Bozkırımıza bağlayan yolların büyük bir bölümü asfalttır. Ancak; yapımı bitirilen Bozkır çevre yolunu, Manavgat Antalya yoluna bağlayacak olan Gölcük Yayla yolunun bir an önce bitirilip (2005) hizmete sokulması ile Bozkır'ın kalkınmışlığı daha da artacaktır. Çünkü Bozkır tünel duruşu ile ülkemizin kuzeyi ve doğusunu, güneyine bağlayan yegane geçitlerden birisidir. Bozkır İlçesi'nin ülkemizin bazı illerine olan uzaklığı şu şekildedir:
Konya İli'ne bağlı otuz bir ilçeden birisi olan Bozkır İlçesi'nin Konya'ya bağlı diğer ilçelere olan uzaklığı ise aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Bozkır İlçesi'ne bağlı on kasaba ve kırk köy bulunmaktadır. Bozkır'ın kendisine bağlı kasaba ve köylerine olan uzaklıkları aşağıdaki tabloda hazırlanarak okuyucuların istifadelerine sunulmuştur:
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Pazar, 25 Nisan 2010 07:02 tarihinde güncellendi |




































